YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13184
KARAR NO : 2012/16579
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : …
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan … vekilince süresinde, … vekilince de süresi dışında temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Davalı … vekili, 04.07.2012 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunmuş ise de, temyiz dilekçesi 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesinde öngörülen 8 günlük temyiz süresi içinde temyiz defterine kaydedilmediği gibi, harcı da belirtilen sürede yatırılmamıştır. Öte yandan, iş mahkemesince verilen kararların katılma yoluyla temyizine ilişkin yasada hüküm de bulunmamaktadır. Kaldı ki katılma yoluyla temyiz, aleyhine hüküm kurulan ve temyiz yoluna başvurmayan taraf yararına getirilmiş bir hak olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davalılardan birinin temyizi üzerine, aynı tarafta bulunan davalılardan temyiz etmeyenin katılma yoluyla temyiz hakkı da yoktur. Açıklanan nedenlerden ötürü, HUMK’nun 432/4 ve HMK 346. Maddelerine göre karar süresinde temyiz edilmemiş olduğundan, 01.06.1990 gün ve E:1989/03, K:1990/04 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak davalı … vekilinin temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine,
2-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyiz edenin sıfatına göre, temyiz eden davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
3-Dava 10.02.2009 tarihinde meydana gelen trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının anne ve babasının manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece: Kusur bulunmadığından bahisle davalılardan …’e yönelik davanın reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile … dışındaki davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş ve karar süresinde davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların çocuğu olan sigortalı …’ın öldüğü trafik iş kazasında sigortalının ve işveren …’ün kusurunun bulunmadığı, işverene ait servis aracını kullanan davalı …’ın % 25, kazaya karışan aracı kullanan üçüncü kişi …’un % 75 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay ve dava tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar … ve … yararına hüküm altına alınan 10.000,00’er TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatların takdirinde yanılgıya düşülerek ve özellikle davacılar … ve … yararına manevi tazminatların fazla takdiri suretiyle yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 04/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.