Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/4163 E. 2011/6559 K. 31.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4163
KARAR NO : 2011/6559
KARAR TARİHİ : 31.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi … vekili ile …, … … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyalan Yargıtay 20. H ukuk Dairesinin 19.11.2009 gün ve 2009/15653-17138 sayılı bozma kararında özetle “Davanın genel arazi kadastro tesbitinden sonraki nedene dayalı tapu iptal tescil isteminden kaynaklandığı, Kadastro Mahkemesince bir kısım katılanların davalarında görevsizliğe kararı verilmesi üzerine Asliye hukuk mahkemesine gönderildiği, H.Y.U.Y.’nın 193.maddesi gereğine görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 10 gün içinde görevli mahkemeye baş vurularak taraflara tebligat yaptırılması gerekeceği, bu 10 günlük sürenin, hak düşürücü süre niteliğinde olup, mahkeme tarafından kendiliğinden gözetilmesi gerekeceği, görevsizlik kararı temyiz incelemesi sonunda Yargıtay’ın onama kararı ile kesinleşmiş ise 10 günlük sürenin H.Y.U.Y.’nın 193/III maddesi gereğince Yargıtay onama kararının tebliği tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı, çünkü, H.Y.U.Y.’nın 440/III -3 maddesi uyarınca, mahkemelerce verilen görevsizlik kararlarının bozulması veya onanmasına ilişkin kararları hakkında karar düzeltme yoluna gidilemeyeceği, başka bir anlatımla görevsizlik kararları, karar düzeltmeye tabi olmadığından Yargıtay kararının verildiği tarihte kesinleşmiş sayılacağı, bu nedenle de, kural olarak; H.Y.U.Y’nın 193. maddesi gereğince davacı tarafın (temyize konu olayda müdahil davacıların) Yargıtay onama kararının tebliğinden itibaren 10 gün içinde yani 26.04.2005 tarihine kadar, görevli ve yetkili Köyceğiz Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak tebligat masraflarını yatırması,davalı Hazineye tebligat yaptırmaları gerekirken, görevsizlik kararının 16.04.2005 tarihinde kesinleştiği kabul edilerek, H.Y.U.Y.’nın 193. maddesinde belirtilen 10 günlük başvuru süresi geçirildikten sonra Katılanlar … ve … … tarafından 05.07.2005 tarihinde dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için dilekçe verildiği, oysa 10 günlük bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu mahkemece kendiliğinden gözetileceği, bu nedenlerle davalı ve katılan davacılar vekili Av. … … tarafından on günlük süre geçirildikten sonra dilekçe verilmiş olması nedeniyle, … ve … …’in DAVASININ AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, usul yasasında öngörüldüğü şekilde açılmış bir dava olmadığından, …’in bu davaya katılması olanağı ve yöntemince açılmış bir davası bulunmadığından, katılma suretiyle davasının da AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karara verilmesi, Karar Başlığında katılan davacılar olarak gösterilen …, …,…, … …, … …, … …, … …, … …, … …, …, …, …, … ve …, Kadastro Mahkemesindeki kadastro tesbitine itiraz davasına katıldıkları halde, adı geçenlerin, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra 10 günlük sürede, dava dosyasının Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için yöntemince istemde bulunmadıkları gibi, dosyanın gönderilmesi için başvuran … ve … … ile dava arkadaşlıkları da olmadığı gözetilerek, bu kişilerin davalarının da açılmamış sayılmasına hakkında karar verilmesi,
Kabule göre de; çekişmeli parselin 1953 yılındaki genel kadastroda kovalık niteliğiyle Hazine adına tesbit edildiği, …, … … ve tapuda paydaşı oldukları gerçek kişiler ile birlikte, Haziren 1337 tarih ve 36 ve 37 sıra numaralı tapu kayıtlarına tutunarak, taşınmazın adlarına tescilini istedikleri, temyiz eden gerçek kişilerin, parselin değişik bölümlerinin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetilği nedeniyle adlarına tapuya tescilini istedikleri, yapılan keşiflerde parselin bir bölümünün katılma talep edenler yada onlara devredenler tarafından otlak olarak kullanıldığı, diğer bölümünün ise kovalık niteliğinde zilyet edilmeyen yer olduğu, sonraki yıllarda taşınmazın bir bölümüne narenciye ağaçları dikildiği, diğer bölümünün ise yine kovalık olarak kimsenin kullanımında olmadığının saptandığı, 1983 ila 1992 yıllarında yapılan keşiflerde, fen bilirkişi Kemalettin Tülerli tarafından düzenlenen krokilerde (a) ile gösterilen bölümün … … tarafından hayvan otlatılarak kullanılırken, Nihat …’nin burasının kendisine ait tapulu yer olduğunu iddia ederek, … …’i buradan uzaklaştırdığı, taşınmazın bu bölümünü işçisi Durali Efecik’in korumasına bıraktığı, daha sonra da bu yerin, Nihat …’nin karısı Vacide tarafından İzmirli Mehmet denen birine satıldığı, ancak bu şahsın taşınmazı terk etmesiyle birlikte, Nihat … adına elinde bulunduran Durali Efecik’in içine bir ev yaparak, taşınmazın 4,5 dönümünü sahiplendiği, Onun ölümü ile bu yerin oğlu Abdullaha kaldığı, daha sonraki yıllarda taşınmazın 11 dönümlük bölümüne daha, Duralinin oğlu Abdullah ve Durali’nin torunu ve Abdullah’ın oğlu … tarafından narenciye türü ağaçlar dikildiği, dosya içeriğindeki tüm yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporlarıyla belirlendiği, keza katılan …’in gösterdiği tanıkların bildirdiği gibi, i taşınmazın 1973 yılında sonra önce hayvan otlatmakta sonra ev yeri ve narenciye bahçesi tesis edilerek zilyet edildiğini, kadastro tesbitinden önce zilyet etmediklerini bildirdikleri gibi, … tarafından sürdürülen zilyetliğin mevcut dava nedeniyle çekişmesiz ve aralıksız olduğunun söylenemeyeceği gözetilerek, tüm davaların reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak, davaların açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm … vekili ile …, … …, … …, … …, … …, … … ve … … vekili tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava tapu iptal tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında 1744 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile 1988 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 31/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.