Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6726 E. 2011/6058 K. 12.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6726
KARAR NO : 2011/6058
KARAR TARİHİ : 12.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Durmuşlu köyü 354 parsel sayılı taşınmaz, 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasayla eklenen ek 4. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında arsa niteliğiyle, beyanlar hanesinde üzerindeki tek katlı evin …’in kullanımında olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, 29.06.2010 günlü dilekçesi ile dava konusu taşınmazın babaları … …’den kaldığı halde sadece kardeşi davalı adına şerh verildiğini belirterek beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile … … mirasçılarının kullanımında olduğunun şerh verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı lehine 2924 sayılı Yasanın 11. maddesinde yazılı şartların gerçekleşmemiş olması ve zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumuna itiraza ilişkindir.
Kural olarak; kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesine dava konusu taşınmazın kendi kullanımında olduğunun şerh verilmesi talebi ile açılan kullanım kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin yasal hasım niteliğindeki tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ayrıca mahkemece davalının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş olması da doğru olmamıştır. Şöyle ki; 3402 sayılı Yasa 5831 sayılı Yasa ile eklenen ek 4. maddesi “6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.” hükmünü içermekte olup, bu maddeye göre yapılan kadastro çalışmasında, öncesinde orman
kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına tespiti yapılıp fiili kullanım durumları belirlenmektedir. Davacının davası mülkiyete ilişkin olmayıp taşınmazın fiili kullanım durumunun tespitine ilişkin olduğu dikkate alındığında mahkemece 27/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi hükümleri dikkate alınmadan, 4127 sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11. maddesi hükümlerine göre yasaya aykırı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca keşifte dinlenen kadastro tespit bilirkişi …, davalı yerdeki evin Bahittin tarafından yaptırıldığını belirttiği halde davacı tanığı İsmail Çelik ,evin babaları tarafından 40 yıl önce yaptırıldığını ifade etmiştir.Bu durumda tanık anlatımları ve tespit bilirkişi beyanları arasında çelişki bulunmakta olup mahkemece bu çelişkiler üzerinde durulup yöntemince giderilmemiş, davacının diğer tanıkları dinlenmemiştir. Böylelikle çekişmeli taşınmazın tamamının kullanılıp kullanılmadığı ve fiili zilyedinin kim olduğu yönünde duraksama olmuştur. Bu sebeple; öncelikle Hazine davaya dahil edilip husumet yaygınlaştırılmalı, daha sonra fen elemanı, tarafların bildirecekleri tanıklar, yerel bilirkişi ve kadastro tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasa ile eklenen ek 4. maddesi uyarınca fiilen ve ne kadar süreyle kim veya kimler tarafından kullanıldığı yönünde gerekli inceleme araştırma yapılmalı, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Aksi düşünce ile eksik inceleme ve uygulama sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 12.05.2011 günü oybirliği ile karar verildi.