Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6667 E. 2011/6325 K. 25.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6667
KARAR NO : 2011/6325
KARAR TARİHİ : 25.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davanın tüm tarafları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine; … Köyü 97 ve 113 parsellerin 1981 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında … adına tespit edilip kesinleştiği, ancak 1995 yılında yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları içine alınarak aynı anda yapılan 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, tapu kayıtlarının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır…., taşınmazların uzun yıllardır zilyetliğinde olduğu, adına tapuya tescili istemiyle karşı dava açmıştır.Mahkemece karşı davanın reddine, Hazinenin davasının kabulüne yönelik verilen kararın temyizi üzerine Dairece kısmen onanmış kısmen bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02.06.2009 gün 2009/7119-9043 sayılı onama bozma kararında özetle “113 parselin imar uygulaması üzerine ifrazından oluşan 317 ada 7 ve 10 parseller ile 97 parselin ifrazından oluşan 314 ada 2, 3, 4, 9 ve 10 parsellerin hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıklarından temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere yönelik hükmün ONANMASINA,
97 parselin ifrazından oluşan 315 ada 1, 3 ve 8 parsellerin ise bir bölümlerinin 2/B sahasında kaldığı dosyadaki orman tahdit haritasından anlaşıldığı ancak 97 parselin kadastro paftası, ifraz krokisi, orman kadastro haritasının ölçekleri eşitlenip birbiri üzerine aplike edilmesi yol ile hazırlanmış kroki bulunmadığından hangi parselin ne kadarının 2/B alanında kaldığı anlaşılamadığından yeniden keşif yapılarak 97 parselin kadastro paftası, bu parselde imar uygulaması sonucu oluşan 315 ada 1, 3 ve 8 parsellere ait ifraz krokisi ve orman kadastro haritasının ölçekleri eşitlenerek üç haritanın birbiri üzerine aplike edilerek her birinin sınırı ayrı ayrı renklerle işaretlenerek 1, 3 ve 8 parsellerin ne kadarlık bölümlerinin 2/B sahasında kaldığı belirlenip, 2/B sahasında kalan bölümler yönünden Hazinenin davasının kabul edilmesi dışında kalan kesimler yönünden reddedilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak 315 ada 1 ve 3 parsellere yönelik davanın reddine, 315 ada 8 parsele yönelik davanın kısmen kabulüne, 315 ada 8 parselin fen bilirkişi tarafından düzenlenen 25.01.2010 tarihli krokili raporda (A) ve (D) ile işaretlenen bölümlerinin tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline, (B) ve (C) ile işaretlenen kesimine yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davanın tüm tarafları tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil ve ona karşı açılan tescil davasına ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 23.06.1995 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına karşı … tarafından açılan orman tahdidine itiraz davası Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/330-656 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Şöyleki; orman bilirkişiden rapor alınmadığı gibi hükme dayanak yapılan fen bilirkişi … … tarafından düzenlenen rapor ekindeki hat uygulaması da 2 OTS’yi gösterir şekilde yapılmış olup, 23.06.1995 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdit ve orman rejimi dışına çıkarma haritaları ile çekişmeli 97 parselin kadastro paftası ve imar paftası ölçekleri eşitlenmemiş, 1/5000 ölçekli kadastro paftası üzerinde değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 8 yada 9 orman tahdit sınır noktasını gösterecek biçimde tahdit ve 2/B hattı ile irtibatlı müşterek kroki çizilmemiştir. Bu haliyle fen bilirkişinin orman tahdit haritası ve tutanaklarını nasıl uyguladığı ve taşınmazın kesinleşen orman tahdidinde ne gibi işleme tabi tutulduğu net olarak anlaşılamamaktadır. Bundan ayrı karşı davacı … tarafından açılan dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de doğru değildir.Diğer taraftan kabule göre de Hazine, 97 ve 113 parsellerin tapu kayıtlarının iptali istemiyle dava açtığı ve hükme dayanak yapılan fen bilirkişi … … tarafından düzenlenen 25.1.1010 tarihli krokili raporda 96 ve 97 parsellerden imar uygulamasıyla oluşan 315 ada 8 parselin D ile işaretlenen kesiminin kök 96 parsel içinde kaldığı belirtildiği halde mahkemece H.Y.U.Y.’nın 74. maddesinde düzenlenen istemle bağlılık ilkesi dışına çıkılarak davaya konu olmayan 96 parsel içinde kalan 315 ada 8 parselin (D) ile işaretlenen kesiminin de tapu kaydının iptaline karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Orman tahdidinin kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı ve hukuki niteliği orman tahdit tutanak ve haritalarının uygulanması ile belirlenir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu ve fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit ve 2/B haritası ile tapulama ve imar paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 8 ya da 9 orman tahdit sınır (OTS) noktasını ve imar parsellerini gösterecek biçimde çekişmeli ve komşu taşınmazların tahdit ve 2/B hattına göre konumları orman kadastro ve 2/B haritalarındaki sınır noktaları ile 315 ada 1, 3 ve 8 sayılı imar parselleri 1/5000 ölçekli kadastro paftası üzerinde ayrı renkli kalemlerle çizilmek suretiyle kendilerinden müşterek imzalı krokili rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıran gerçek kişiye iadesine 25/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.