Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/15001 E. 2013/18266 K. 08.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15001
KARAR NO : 2013/18266
KARAR TARİHİ : 08.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVACILAR : … Vs. Vek .Av. …

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, sigortalının iş kazasından vefatı nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davacı eş yönünden 500,00 TL maddi ve 45.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuklar … …… … Yönünden ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18.10.2008 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; … Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda olayın meydana gelmesinde davalı işverenin % 40, müteveffa işçinin % 20 oranında kusurlu oldukları ve % 20 oranında bünyesel faktörlerin etkisi bulunduğunun, belirtildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı eş ve davacı çocuklar yararına hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğu ortadadır.
Davanın reddi hariç harç daima davalıya yüklenir. Mahkemenin bu yöne ilişkin kabul şekli doğru ise de, davacılar tarafından ödenen başvuru harcı ve peşin harcın hesap edilerek davacılara ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bu hususta bir karar verilmemesi doğru olmamıştır. Ayrıca davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle yargılama giderlerinin taraflar arasında kabul-red oranına göre paylaştırılmasına karar verilmesi isabetli ise de davalı tarafça ödenen yargılama giderlerinin tespitinde yanılgı sonucu fazla miktarda yargılama giderine hükmedilmesi de yanlış olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.