YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7135
KARAR NO : 2010/8568
KARAR TARİHİ : 07.07.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. … ile davalı vek.Av….’nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili müvekkili ile dava dışı … Turz. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin tasfiyesi amacıyla bir protokol düzenlendiğini ve taraflar arasında hiçbir alacak ilişkisinin kalmadığının belirlendiğini; önceki tarihli bir bononun güvene dayalı olarak protokol sonrasında alınmadığını ancak adı geçen şirkette sigortalı işçi olarak çalışan davalının kötüniyetle bonoyu ele geçirerek takibe koyduğunu, ödememe protestosu da keşide edilmediğini ileri sürerek borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili bonoyu ciro yoluyla devraldıklarını, kötü niyetli hamil oldukları iddiasının yerinde olmadığını, protesto keşide edilmese bile senede bağlı hakkın bulunduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının dayandığı tutanağın davalı ile ilgili bulunmadığı, ödememe protestosu keşide edilmemesinin borcu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davanın reddine ve davacının %40 oranında tazminata mahkûmiyetine karar verilmiş; hüküm davacı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Bononun asıl borçlusu keşidecidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 690 ıncı maddesinin atfıyla bonolarda da uygulanan 642 nci maddesine göre hamil, ödememe protestosu keşide etmezse, müracaat borçlularına başvurma hakkını kaybeder. Takip ve dava konusu bono, davacı şirket lehine keşide edilmiş ve hamil tarafından ödememe protestosu keşide edilmemiştir. Bu durumda müracaat borçlusu durumundaki davacıya karşı kambiyo senedine dayalı olarak değil, ancak mevcut alt ilişkisine dayalı olarak talepte bulunabilir. Bu ilkenin gözden kaçırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 750,- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 7.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.