YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2592
KARAR NO : 2013/6167
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 12.07.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.05.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacılar … ve arkadaşları vekili Avukat … ile diğer taraftan Hazine vekili Avukat … ve Orman Yönetimi vekili Avukat … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … ve arkadaşları 07.10.2005 tarihinde, … Köyü, Malkara Yolu Mevkiinde bulunan D: eski dere, B. Köy yolu, K: 939 parsel, G: 936 parsel ile çevrili 67 dönüm yüzölçümündeki taşınmazın murislerinden intikalen kendi zilyetliklerinde olduğu, daha önce burası için açtıkları tescil davasının 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığından reddedildiği, ancak; taşınmazın kadastroda tapulama dışı bırakıldığı, 1969 yılında sonra 20 yıllık zilyetlik süresinin dolduğu, yararlarına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, taşınmazın adlarına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Dava dilekçesi, Orman Yönetimine 17.10.2005 tarihinde tebliğ edilmiş, Orman Yönetimi 19.12.2005 tarihli dilekçesiyle dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescilini istemiştir. Mahkemece, bu yere ilişkin daha önce davacı gerçek kişiler tarafından açılan mahkemenin 2003/450 esasına kayıtlı davanın reddine ilişkin kararının 2005 yılında kesinleştiği, bu dava ve çekişme nedeniyle zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, Orman Yönetiminin tescil istemi hakkında ise, tescil isteminin davaya cevap süresi içinde yapılmadığı gerekçesiyle, tescil istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca, orman niteliğinde olduğu için tapulama dışı bırakılan ve tapusuz olan taşınmazın tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1969 yılında yapılıp 26.09.1970 tarihinde ilân edilen ve 26.09.1971 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu vardır.
Genel arazi kadastrosu 1969 yılında yapılıp, 1970 yılında ilân edilerek kesinleşmiştir, çekişmeli taşınmazın bir bölümü, genel arazi kadastrosunda tapu kaydı ile Salih Kuru adına tesbit edilip, Orman Yönetiminin itirazı üzerine, tapu kayıt miktar fazlası olduğu, orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek, tapulama komisyonu kararı ile 937 sayılı parselden ifrazen orman olarak tapulama dışı bırakılmış, yine diğer bölümü ise tapu kaydı esas alınarak …
-2-
2013/2592 – 2013/6167
Göz ve Mümin Yolaza adına tesbit edilip, Orman Yönetiminin itirazı üzerine Tapulama Komisyonu kararıyla, tapu kayıt miktar fazlası olduğu ve orman sayılan yerlerden olduğu belirlenerek tapulama dışı bırakılmış, … Göz tarafından tapuya dayanılarak miktar fazlası bölüm için açılan dava da tapulama mahkemesinin 06.05.1974 tarih ve 1972/38-68 sayılı kararı ile red edilmiştir.
1) İncelenen dosya kapsamına kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaların, eski ve yeni tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın krokisinde (A) ve (B) harfileri ile gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında, (C) ile gösterilen bölümünün ise orman sınırları içinde bırakıldığı, (C) bölümünün ise orman sayılan yerlerden olduğu, (A) bölümünün orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra kesinleşen mahkeme kararıyla, (B) bölümünün ise yine orman kadastrosunun ilânından sonra kesinleşen tapulama komisyonu kararı ile orman niteliğinde olduğu için orman niteliğiyle tapulama dışı bırakıldığı belirlenip, Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuya tescili istemiyle …, …, … ve … tarafından, davalı sıfatıyla Hazine, … Köyü Tüzel Kişiliği ve Orman Yönetimi aleyhine 02.06.1985 tarihinde açılan davanın, çekişmeli taşınmazın tapu kayıt miktar fazlası olduğunun hükmen kesinleştiği, davacı tarafın ancak zilyetliğe dayanabilecekleri, çekişmeli taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığı 1969 yılından sonra, dava tarihine kadar kanunun öngördüğü 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin, 20.05.2004 gün ve 2003/450-172 sayılı kararının, Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra 22.09.2003 tarihinde kesinleştiği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 26.01.2007 gün ve 2005/1-7 sayılı kararında değinildiği gibi “4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 713 üncü maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları gereğince açılan tescil davasının süre yönünden reddedilmesi halinde; aynı yerle ilgili olarak açılan 2 nci davanın olumlu sonuçlanabilmesi için, ilk kararın kesinleşmesinden itibaren taşınmaz üzerindeki zilyetliğin davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla yeniden 20 (yirmi) yıl sürmesi gerektiği”, oysa; Mahkemenin niza teşkil eden 20.05.2004 günlü kararının kesinleşmesinden sonra 20 yıllık zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı gözetilerek, davacılar … ve arkadaşlarının tescil davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.
2) Orman Yönetiminin temyiz itirazına gelince; mahkemece, Orman Yönetimi tarafından açılan karşı davanın davaya cevap süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse de, Medenî Kanun usûl hükmü niteliğindeki 713/6. maddesi gereğince davalılar ve itiraz edenlerin, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Tescil istemini, H.U.M.K.’nun 203 ve devamı maddeleri ile, H.M.K.’nun 131 ve devamı maddelerinde düzenlenen karşı davadan ile ayırt etmek gereklidir. Şöyle ki; Medenî Kanunun 713/6. maddesi maddi hukuk kuralları içinde yer alan bir usul hükmü olup, karşı davadan farklı olarak davalılaırn yanı sıra itiarz edenlere de tescil isteme hakkı vermektedir. Medenî Kanunun 713/6. maddesi, yargılama usûlü ile ilgili genel kanun niteliğindeki Hukuk Muhakemeleri Kanuna göre özel düzenleme olup, öncelikle uygulanır. Kanun koyucunun 713/6. maddede getirtiği düzenlemenin amacı, Hukuk Muhakemeleri Kanunda düzenlenen karşı davayı tekrar etmek değildir. Amaç, farklı ve yeni bir dava türü düzenlemektir. Ayrıca, dava ve karşılık olarak tescil istemi tarihinde 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu yürürlükteyken, yargılamanın devamı sırasında, ancak; karardan önce 4721 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüğe girdiğinden, tescil isteminin zamanında yapılıp yapılmadığı ve kanunî olup olmadığı, Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre değerlendirilmelidir. Medenî Kanunun 713/6. maddesinde tescil isteminde bulunma zamanı ile ilgili bir düzenleme yapılmadığına göre, tahkikat bitene kadar tescil isteminde bulunulabileceği kabul edilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilerek, Orman Yönetiminin Medenî Kanunun 713/6. maddesine dayalı tescil istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermek gerekirken, tescil istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulması usûl kanuna aykırıdır. Kaldı ki, bir an tescil isteminin ancak karşı dava şeklinde cevap süresi içinde açılabileceği kabul edilse bile, H.M.K.’nun 133/2. maddesi gereğince süresinden sonra açılan karşı davanın asıl davadan ayrılmasına karar verileceğinin gözetilmemesi de kanunî değildir.
SONUÇ: 1) Yukarıda birinci bentde açıklanan nedenlerle; davacılar …, …, … ve …’nun yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bentde açıklanan nedenlerle; davalı ve tescil isteminde bulunan Orman Yönetiminin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine, Yargıtayda yapılan duruşma tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre taktir edilen 990,00.- TL avukatlık ücretinin, red nedenini ortak olmasına göre, davacı gerçek kişilerden alınarak, eşit paylar ile davalılar Hazine ve Orman Yönetimine verilmesine, temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 28.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.