YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2514
KARAR NO : 2013/6267
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu, Kınıklar Köyü 151, 257, 258 ve 260 parsel sayılı sırasıyla 143500,00 m², 110200,00 m², 130700,00 m² ve 64700,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, yörede 1972 yılında yapılan arazi kadastrosunda mera olarak sınırlandırılarak tapuya kaydedilmişlerdir. Daha sonra 4342 sayılı Mera Kanununun 12. maddesi hükmü gereğince Mera Komisyonunca yapılan çalışmada da mera olarak tahsis edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazların yörede yapılan ve 1999 yılında kesinleşen orman tahddi içinde kalan orman sayılan yerlerden olduğu savı ile tahsise askı ilân süresi içerisinde kadastro mahkemesinde dava açmıştır. Kadastro mahkemesince, mera komisyonu tesbit ve tahsis kararına 30 günlük askı ilânı süresi içinde açılan davalarda, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı üzerine davacı Orman Yönetiminin başvurusu ile dosya Asliye Hukuk mahkemesine intikal ettirilmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu 151, 257, 258 ve 260 parsel sayılı taşınmazların tesbit ve tashih işlemlerinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ile Kınıklar Köyü Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20.Hukuk Dairesi’nin 25/10/2011 tarih ve 2011/8019 E – 12100 K sayılı kararı ile 257 – 258 ve 260 parsellere yönelik olarak düzelterek onanmış,151 parsele yönelik ise bozulmuştur.
Hükmüne uyulan düzelterek onama – bozma kararında özetle; [İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli 257, 258 ve 260 parsel sayılı taşınmazların 1999 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu belirlenerek davacı Orman Yönetiminin davasının kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 6831 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca orman olduğu saptanan taşınmazın bu niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilirken, taşınmazların mera olarak tapuya yolsuz kaydedildikleri göz ardı edilerek, taşınmazların mera niteliğiyle oluşturulan tapu kayıtları iptal edilmeden mükerrer sicil oluşturulması doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının birinci bendi, ikinci satırında yer alan “tesbit ve tahsis işlemlerinin” kelimelerinden sonra gelmek üzere, “mera niteliğiyle oluşturulan tapu kayıtlarının” kelimeleri eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H. M.U.K.’nun 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu 151 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince, mahkemece bu parselin de orman niteliğiyle tesciline karar verilmiş ise de, mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; orman bilirkişisi tarafından 151 parselin kısmen tahdid içinde kaldığı ifade edilmiştir. Kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Somut olayda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu Kınıklar Köyünde 1999 yılında kesinleşmiş orman kadastrosu bulunduğuna göre, sorunun çözümünün kesinleşen orman kadastro haritasının uygulanması suretiyle yapılması gerekecektir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli 151 parsel sayılı taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı, bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre çekişmeli 151 parsel sayılı taşınmazın tahdid içinde ve dışında kalan yerleri saptanarak, tahdid içinde kalan bölüm yönünden davanın kabulüne, dışında kalan bölüm yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, orman kadastrosu öncesinin araştırılması ve buna göre karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesi ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi uyarınca; “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dâhil, yargılama giderine hükmolunmaz.” amir hükmüne aykırı olarak davalılar aleyhine yargılama giderine hükmolunması doğru değildir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.] denilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra, dava konusu 257, 258 ve 260 parsel nolu taşınmazlar ile ilgili olarak verilen önceki hüküm Yargıtayca onanarak kesinleşmiş olduğundan, bu parseller yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının 151 parsel nolu taşınmaz yönünden açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile;151 parsel nolu taşınmazın tesbit ve mer’a tahsis işlemlerinin ve mer’a niteliği ile oluşturulan tapu kaydının 14.10.2012 tarihli rapor ve krokisinde (B) ile işaretli 27079,13 m2’lik kısmının iptali ile bu kısmın Devlet ormanı olarak Hazine adına tapuya tesciline, geriye kalan (A) ile işaretli 116.420,87 m2’lik kısmı ile ilgili davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera tahsis komisyon kararına itiraz ve tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 31/08/1998 tarihinde ilân edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
Dava konusu taşınmazlar 1972 yılında yapılan genel arazi kadastrosu işleminde mera olarak sınırlandırılmış, 257, 258 ve 260 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Orman Yönetiminin tapulama komisyonuna yaptığı itiraz üzerine, tapulama komisyonunun 23/03/1976 gün ve 1975/22 – 23 – 24 sayılı itirazın reddi kararlarıyla, tesbit 257, 258 ve 260 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 1976 yılında, 151 parsel ise 1973 yılında itirazsız kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada temyize konu çekişmeli 151 parsel sayılı taşınmazın (B) bölümünün orman tahditi içinde, (A) bölümünün ise orman tahditi
dışında kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve dava çekişmeli taşınmazların kesinleşen tahdit içinde kalan bölümlerinin tapusunun iptali istemiyle açıldığına, mahkemece de tahdit içinde kalan bölümlerin iptaline karar verildiğine göre, yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı Hazine’nin ve davacı Orman Yönetimi’nin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 30/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.