Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/4324 E. 2013/6291 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4324
KARAR NO : 2013/6291
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı 03.10.2005 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Türkler Kasabası, Ağlıkuyu Kanlıdere Mevkiinde bulunan taşınmazın tapulama dışı bırakıldığını ve uzun yıllardır zilyetliğinde olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme şartlarının oluştuğu iddiası ile taşınmazın adına tapuya kayıt ve tescili talebiyle dava açmıştır. Mahkemece, 1958 yılında yapılan çalışma sırasında taşınmazın Devlet ormanı vasfı ile tespit dışı bırakıldığı, orman kadastrosunun geçip kesinleştiği 1988 tarihine kadar bu yerin orman olarak kabulünün zorunlu olduğu, 1988 tarihinde yapılan orman kadastrosu çalışmasında taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlikle mülk edinme süresinin dolmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosu sırasında tapulama harici bırakılan taşınmazın Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce yapılan ve 12.8.1987 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu 1957 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Dava tarihi ile genel arazi kadastrosunun kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Her nekadar, mahkemece kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın bulunduğu alan çapa bağlanmış ise de, bu yerle ilgili tespit tutanağı düzenlenmediği, 1958 yılında yapılan çalışma sırasında taşınmazın Devlet ormanı vasfı ile tespit dışı bırakıldığı, orman kadastrosunun geçip kesinleştiği 1988 tarihine kadar bu yerin orman olarak kabulünün zorunlu olduğu, 1988 tarihinde yapılan orman kadastrosu çalışmasında taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, bu tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlikle mülk edinme süresinin dolmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın yörede 1957 tarihinde yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Devlet ormanı niteliğiyle tescil harici bırakılan yerlerden olmadığı, taşınmazın bulunduğu alanın bir kısmına kadastro sırasında 23 parsel numarası verildiği, daha sonra bunun sehven yapıldığı anlaşıldığından, parsel numarasının iptal edilerek çekişmeli taşınmazın tespit harici bırakıldığı ve yörede 1987 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında da orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmış olup, dava
konusu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 298,14 m2’lik kısmının 108 ada 49, (D) harfi ile gösterilen 35,20 m2’lik kısmının 108 ada 50 parsel, (C) harfi ile gösterilen 224,48 m2’lik kısmının DSİ sulama kanalı içinde kaldığı ve fenni bilirkişi raporunda (E) harfi ile gösterilen 541,53 m2’lik kısma yönelik ise dava açılmamış olduğu, taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 1238,83 m2’lik kısmının ise kadastro sırasında 23 parsel numarası verilen ve daha sonra bunun sehven yapıldığı anlaşılarak parsel numarasının iptal edilerek tespit harici bırakılan kısımda kaldığı ve (B) harfi ile gösterilen kısma yönelik olarak davacı yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğinden, mahkemece (A), (C), (D) ve (E) harfleri ile gösterilen kısımlara yönelik davanın reddine, (B) harfi ile gösterilen kısma yönelik davanın kabulüyle, bu kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerekirken, mahkemece, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 30/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.