YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7148
KARAR NO : 2011/8018
KARAR TARİHİ : 27.06.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR : …
DAVALILAR : ORMAN YÖNETİMİ – HAZİNE
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar 26.12.1962 tarihli dava dilekçeleri ile 21.2.1951 tarih 29 sırada adlarına tapuda kayıtlı bulunan taşımazın toprak tevzi komisyonunca hazine malı olarak belirlendiğini, taşınmazın kendilerine ait olduğunu taşınmaza yapılan müdahalenin men’i talebiyle dava açmışlardır. Yargılama sırasında yörede genel arazi kadastrosu yapılmış ve … köyü 230 parsel sayılı 87250m2 yüzölçümündeki taşınmaz 21.02.1951 tarih 29 ve 11.02.1964 tarih 4 nolu tapu kayıtlarına dayanılarak ve asliye hukuk mahkemesinde itirazlı olduğu bildirilerek malik hanesi boş bırakımlık suretiyle sınırlandırılmıştır. Asliye Hukuk mahkemesince dava dosyası görevsizlik kararı ile Kadastro mahkemesine gönderilmiş ve mahkemece davanın kabulüyle 230 parselin davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş , hüküm davalı hazine ve orman yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Yörede 1963 yılında 61 nolu topak tevzi komisyonunca toprak tevzi çalışması yapılmış ve 214 nolu taprak tevzi parseli olarak 21.02.1951 tarih 29 nolu tapu kaydı ile 92 dekar yerin davacılar adına, 215 nolu toprak tevzi parseli olarak 21.02.1951 tarih 29 nolu tapunun miktar fazlası olan kısmının hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve karara kroki eklenmiştir. Daha sonra yörede 1966 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 215 nolu taprok tevzi parseli 230 parsel numarası alarak 87250 m2 yüzölçümü ile davalı olduğu bildirilerek ve tapu kayıtlarına dayanılarak sınırlandırılmış, 214 nolu toprak tevzi parseli de 229 parsel numarası ve 87625 m2 yüzölçümü ile 21.02.1951 tarih 29 nolu tapu kaydına dayanarak davacılar adına tespit edilmiştir.Çekişmeli 230 parselel revizyon gören 21.02.1951 tarih 29 nolu tapu kaydı asliye hukuk mahkemesinin 26.10.1950 tarih 80/209 sayılı kararı ile hükmen oluşmuş olup 9 hektar 2000 m2 yüzölçümündedir. 11.12.1964 tarih 4 nolu tapu kaldı ise 61 nolu toprak tevsi komisyonunun kararı ile oluşmuştur.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmadığı gibi davacıların dayandığı ve 229 parsele revizyon gören 21.02.1951 tarih 29 nolu tapu kaydı usulüne uygun şekilde mahalline uygulanmamış, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı tam olarak belirlenmemiş, 3402 sayılı Yasanın 20/c maddesi gereğince kapsamı belirlenmemiş ve konusu taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı araştırılmamıştır.
Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise buna ilişkin belgeler getirtilmeli , eğer orman kadastrosu yargılama sırasında yapılmış ise davanın ayni zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına da dönüşeceği düşünülmeli , çekişmeli 230 parsel sayılı taşınmazı tüm komşu parselleri ile birlikte gösterir kadastro paftası ile eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi , 1 ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde davanın reddine karar verilmelidir.
Yukarıda belirlenen şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği taktirde dayanılan 21.2.1951 tarih 29 nolu tapu kaydı 3402 sayılı Yasanın 20/C, 21 ve 32/3. maddesi gereğince sabit sınırdan başlamak ve komşu parsel dayanak kayıtları ile denetlenmek suretiyle yöntemince zemine uygulatılmalı, ayrıca tapu kaydının yörede yapılan genel arazi kadastrosu sırasında gördüğü parseller varsa bunlar gözönüne alınarak anılan parsel maliklerinin tapu kayıt maliki ve davacılar ile irtibatı araştırılmalı, tapu kaydının değişir ve genişletilebilir hudut içermesi nedeniyle miktarı ile geçerli kayıt olduğu düşünülmeli , fenni bilirkişi tarafından kadastro paftası üzerinde tapu kaydının sınırları gösterilerek ve 3402 sayılı yasanın 20/c , 21 ve 32 maddelerine göre ifraz krokisi çizilerek tapu kaydının kapsamı belirlenmeli ve yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, tapu kaydı miktar fazlası yönünden zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisleri yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının Orman Yönetimine iadesine 27/06/2011 günü oybirliği ile karar verildi.