Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/4177 E. 2013/6293 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4177
KARAR NO : 2013/6293
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı, 19.1.2006 tarihli dava dilekçesi ile murisine ait olan 28025 m2 yüzölçümündeki zilyetliğinde bulunan taşınmazın Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/347 -1958/160 sayılı kararı ile orman sınırları dışına çıkarılmasına karar verildiği halde, kadastro sırasında, bu zeytinliğin 127 ada 106 ve 154 parseller içinde orman arazisi olarak tesbit edildiğini, 106 ve 154 parsellerin kesinleşmiş mahkeme kararı dikkate alınarak tapusunun iptali ile bu kısmın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Tapuda, Çağlan Köyü 127 ada 106 parsel sayılı taşınmaz, 138888.27 m2 yüzölçümüyle zeytinlik vasfıyla; 127 ada 154 parsel sayılı 31800697,60 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, orman vasfıyla Hazine adına kayıtlıdır.
Mahkemece Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, Hazine aleyhine açılan davanın kısmen kabulüyle 154 parselin (A) ile gösterilen 12331,77 m2 ve 106 parselin (B) ile gösterilen 17169,95 m2’lik kısımlarının Hazine adına olan tapusunun iptaliyle bu kısımların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun gereğince yapılan orman tahdidi ile 1978 yılında yapılan 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece yörede 1942 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi ile 1978 yılında yapılan 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulamasına ilişkin belgeler tam olarak getirtilmemiş ve bu belgeler ile davacının dayandığı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/347 – 1958/160 sayılı kararı usûlüne uygun olarak mahallinde uygulanmamıştır.
Mahkemece öncelikle yörede 1942 yılında 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan orman tahdidi ile 1978 yılında yapılan 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulamasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilân tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisi ve bir ziraat mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca
hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2. madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, asliye hukuk mahkemesinin 1956/347 -1958/160 sayılı kararı da mahallinde uygulanmak suretiyle bu karar kapsamında kalan taşınmaz belirlendikten sonra, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2. madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, bilirkişilerden tüm bu hususları içeren müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalıdır. Bu şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda dava konusu edilen ve asliye hukuk mahkemesinin 1956/347 -1958/160 sayılı kararına konu olan taşınmazın 2. madde uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenirse, mahkeme kararıyla orman olmadığı tesbit edilen taşınmazın 2. madde uygulamasına konu olamayacağından, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yukarıda açıklandığı şekilde yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların asliye hukuk mahkemesinin 1956/347 -1958/160 sayılı kararı kapsamı dışında kalan kısımları var ise, bu kısımlar zilyetlikle kazanılamayacağından, bu kısımlara yönelik davanın reddine karar verilmelidir.
Kabule göre ise, çekişmeli 127 ada 154 parsel sayılı taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlı olup; ormanların mülkiyeti Hazineye, intifa hakkı Orman Yönetimine ait olduğundan, Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine karar verilemeyeceği halde, mahkemece aksi düşünce ile Orman Yönetimi aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … Yönetimi ile Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde iadasine 30/05/2013 günü oy birliği ile karar verildi.