YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7150
KARAR NO : 2011/7726
KARAR TARİHİ : 20.06.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, yörede 1952 yılında yapılan ve 14/01/1953-14/02/1953 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında tespit ve tapuya tescil edilen ve 2002 yılında 2859 sayılı Yasaya göre yapılan çalışmalarda … İli, Merkez İlçe, … mahallesi 1085 ada 16, 17, 18, 19, 20, 22, 30, 31, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 79, 82 ve 83 parsel numaralarını alan taşınmazların eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planlarında orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile orman olarak Hazine adına tescili iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece, keşif ve uygulama yapılmadan 3402 sayılı Yasanın 5841 sayılı Yasa ile eklenen 12/3. maddesindeki hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2859 sayılı Yasaya göre yapılan tapulama ve kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmasını itiraz ve tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesinin 3.fıkrasına eklenen “bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” hükmü ve 5841 sayılı Yasanın 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen geçici 10 maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır.) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararı ile İPTAL edilmiş,yine Anayasa Mahkemesinin 12/5/2011 gün ve 2009/31-27(yürürlüğü durdurma) sayılı kararı ile (bu madde ve ibarenin uygulanmasından doığacak sonradan giderilmesi güç ve olanaksız durum ve zararın önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için kararın Resmi Gazetede yayımlanacağı güne kadar YÜRÜRLÜĞÜN DURDURULMASINA karar verilmiştir.
Değinilen yönler gözetilerek, davacı … tarafından çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman sayılan yerlerden olduğu iddiasında bulunulduğu ve bu tür iddiaları içeren davalarda, yargısal uygulamada istikrar kazandığı üzere, 10 yıllık hak düşürücü süre ile bağlı kalınmaksızın her zaman dava açılabileceği gibi, hak düşürücü sürenin geçtiği de ileri sürülemeyeceğinden (H.G.K.’nun 21.02.1990 gün ve 1989/1-700-101, 05.05.1999 gün ve 1999/1-302 -258, 05.05.1999 gün ve 1999/1-304 -260, 30.06.1999 gün ve 1999/1-544-561, 22.03.2000 gün ve 2000/1 – 209 – 180, 27.02.2002 gün ve 2002/1 – 19-97, 09.06.2004 gün ve 2004/1-335-354, Yargıtay 7. H.D.’nin 09.12.2006 gün ve 2006/4206-4268, 14. H.D.’nin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034 ve 20. H.D.’nin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları) mahkemece işin esası incelenerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekir (H.G.K.’nun 08.06.2011 gün ve 2011/1- 361 E. ve 2011/390 sayılı kararı).
Açıklanan hususlar gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, işin esasına girilerek tarafların sav ve savunmaları ile delilleri sorulup, toplanmalı yazılı ve resmi belgeler doğrultusunda yöntemine uygun biçimde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 20/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.