YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13915
KARAR NO : 2011/12268
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 102 ada 96 ve 104 parsel sayılı sırasıyla 1464,11 m2 ve 4111,57 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların 1962 yılında toprak tevzi komisyonunca yapılan çalışmalarda firari ve müegayyip kişilerden kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği ve dava konusu taşınmazların Hazineye ait Aralık 1962 tarih 311, 315, 317, 318 ve 321 nolu tapuların kapsamında kaldığı, ham toprak niteliğindeki zilyetlikle edinilecek yerlerden olmadığı gibi davalı gerçek kişi yararına bu koşulların oluşmadığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
Dava kadastro tespitine itiraz davası olup Orman Yönetimi taraf değildir. Çekişmeli taşınmazlar 3402 sayılı yasanın 4. maddesine göre yapılan sınırlamada orman alanı dışında bırakılmıştır.
Taşımazların sınırında orman parseli bulunmaması nedeniyle de mahkemece orman araştırması yapılmamış, Hazinenin ve gerçek kişinin iddiasına karşı mahkemece mahalli bilirkişi ile ziraat bilirkişi dinlenilmekle yetinilmiş, iddia ve savunma doğrultusunda tarafların tanıkları da dinlenilmemiş, taşınmazların mütegayyip eşhastan olan kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerleden olup olmadıkları hususu dahi sorulup etraflıca araştırılmamıştır.
Ayrıca; çekişmeli taşınmazlardan 102 ada 104 parselin sınırında 102 ada 2 numaralı mera parseli bulunmakta olup, halen kadastro mahkemesinin 2007/52 esasında Orman Yönetiminin orman savı ile açtığı davada davalı olup halen derdesttir. Bu nedenle, çekişmeli parselin mera olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır. Mahkemece davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı söylenmişse de, tapu kayıtları yörede 4753 sayılı Yasaya göre 1962 yılında çalışma yapan 63 numaralı toprak tevzi komisyonunca oluşturulmuş olup, tapu kayıtlarının ilk olumundan itibaren tüm gittileri çıkartılmamış, revizyonları sorulmamış ve tevzi pafatası getirtilerek usulünce zemine uygulanmamıştır.
Mahkemece, yörede 4753 sayılı Yasaya göre 1962 yılında çalışma yapan 63 numaralı toprak tevzi komisyonunca oluşturulmuş Hazinenin dayanağı olan Aralık 1962 tarih 311-315-317-318 ve 321 nolu tapu kayıtlarının ilk olumundan itibaren tüm gittileri ile yine davalı tarafın yazılı delil olarak dayandığı eylül 1976 tarih 1 numaralı ve yine eylül 2002 tarih 17-18-19-20-21-22-23 numaralı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri çıkartılmalı, revizyonları sorulmalı ve tevzi pafatası getirtilerek dosyaya konulmalı, davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmalarına ilişkin yazılı belgeleri ile varsa zilyetlik tanıklarının isim ve açık adresleri kendilerinden sorulmalı, çekişmeli 102 ada 104 parsele sınır komşusu olan 102 ada 2 numaralı mera parseline yönelik olarak Orman Yönetiminin orman savı ile açtığı 2007/52 esas sayılı dava dosyası da getirtilip dosya keşfe hazırlanmalıdır.
Çekişmeli parselin bulunduğu yere ilişkin mera tahsis kararı ile mera nitelikli vergi kaydı bulunup bulunmadığı ilgili yerlerden sorularak varsa ilgili kayıtlar getirtilerek dosyaya eklenmeli, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile M.Y.’nın 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tespitine itiraz davalarında ise tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 sayılı Yasanın 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.),
3) Kadastro tesbitine itiraz davalarında; kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı ve ayrıca mütagayyip eşhastan, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı konularında maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, Mera araştırması bağlamında yakın komşu köylerdende ayrıca yerel bilirkişi ve tanık dinlenilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca;
a) Taşınmazın sınırında kuru dere bulunması nedeniyle eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı,
b) Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı,
c) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
d) Ayrıca çekişmeli parselin bulunduğu köy nüfusuna kayıtlı olmayan ancak, bu yeri bilen yeterince yaşlı yerel bilirkişiler vasıtasıyla bu yerin mera sayılan yerlerden olup olmadığı sorulmalı, ziraat bilirkişiden tarıma elverişli yerlerden olup olmadığı, öncesi itberiyle mera nitelikli yer olup olmadığı konularında ayrıntılı ve bilimsel rapor alınmalı,
Yine yukarıda anlatıldığı şekilde, getirtilen tapu kayıtları ile komşu parsellerin kayıtları zemine uygulanmalı, bu yöreye ait versa tevzi paftası usulünce uygulanmalı çekişmeli taşınmazların hazine tapusu ve tevzi paftası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, keşfi izlemeye olanak verecek rapor düzenlettirilmelidir.
3402 sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri
Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazların sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Ayrıca kabule göre de; 102 ada 96 parsel yönünden bu dosya ile birleşen 2009/28 esas sayılı dosyanın davacısı olan …’un ismi karar başlığına yazılmadığı gibi talep ve davası hakkında da olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 31.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.