Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/8728 E. 2013/11731 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8728
KARAR NO : 2013/11731
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 20/02/2013 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … mirasçıları ve arkadaşları vekili Av. … tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.12.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacılar … ve arkadaşları vekili Av. …, Hazine vekili Av. …, Orman Yönetimi vekili Av. … ile … vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Mevkii 245 ada 51 parsel sayılı 2334,33 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tesbit edilmiş, Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, tesbitin iptali ve Hazine adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
… Köyü, … Mevkii 245 ada 52 parsel sayılı 1107,18 m² yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliği ile … zilyetliğinde ise de, asliye hukuk mahkemesinde davalı olması nedeniyle malik hanesi açık olarak tesbit edilmiştir.
Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde … tarafından Hazine, Köy Tüzel Kişiliği aleyhine, … Köyündeki sınırları ve mevkii bildirilen taşınmazın Medeni Kanunun 713. maddesi hükümlerine göre tapuya tescili istemiyle açılan tescil davası ile …, …, … ve arkadaşları tarafından, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tescil talebinin reddi ile vakî müdahalenin önlenmesi istemiyle, davalı sıfatıyla …, Orman Yönetimi, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğini göstermek suretiyle açtığı dava birleştirilmiştir.
Ayrı ayrı görülen davalar sonunda mahkemenin, Hazinenin davasının kabulüyle çekişmeli 245 ada 51 sayılı parselin Hazine adına tapuya tesciline ilişkin 12.10.2009 gün ve 2009/464-1151 sayılı kararın davalı gerçek kişi; diğer davaların reddine, Sadullah Özenişin davasının kabulüyle çekişmeli … Köyü 245 ada 52 sayılı parselin davacı … adına tesciline ilişkin 08.03.2010 gün ve 2008/474-239 sayılı kararını Hazine ve Orman Yönetimi temyiz etmişler, aynı gün yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından özetle: [Yan yana iki parsel hakkında Hazine tarafından devletin hükümü ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasında bulunulduğu halde, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarında; 52 sayılı parselin zilyetlikle edinilecek tarım alanı, yanındaki 51 sayılı parselin ise imar-ihya edilmemiş devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun bildirildiği, böylelikle yan yana iki parsel hakkındaki verilen bilirkişi raporlarının çelişik ve yetersiz olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar-ihya olarak kabul edilemez) ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Kanunun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar-ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekeceği, somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, bu nedenle; mahkemece, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile M.K.’nun 713. maddesine dayanılarak açılan davalarda dava tarihinden, kadastro tesbitine itiraz davalarında ise tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığının belirlenmesi, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınması, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlamaların araştırılması] gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararlarına uyulduktan sonra, çekişmeli 245 ada 51 ve 52 sayılı parsellere ilişkin dava dosyaları birleştirilmiş; mahkemece bu kez davalı …’e yönelik davaların reddine, …’in davasının kabulüne ilişkin verilen karar, davacılar … ve arkadaşları vekili Avukat …, … ve arkadaşları vekili Avukat … ile Hazine vekili ve Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31.01.2012 gün 2011/16151-588 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında, bozma kapsamın dışındaki yönlerin incelenmediği belirtilerek özetle; “…davacılardan … yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması…” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, davalı …’e yönelik açılan davaların reddine, çekişmeli … Köyü 245 ada 51 sayılı parselin … adına tapuya tesciline, …’in davasının kabulüne ve çekişmeli 245 ada 52 sayılı parselin … adına tapuya tesciline karar verilmiş karar verilmiş, hüküm Hazine vekili, Orman Yönetimi vekili ile … mirasçıları ve arkadaşları vekili (duruşmalı) tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yılları arasında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
1) Davacılar … mirasçıları ve arkadaşlarının temyiz istemlerinin incelemesinde; davacılar tarafından asliye hukuk mahkemesinde, davacı … tarafından açılan tescil davasına karşı dava açılarak tescil davasının reddinin talep edildiği, bu davaya konu taşınmazın kadastro sırasında 245 ada 52 parsel sayısı ile hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği, bu parsel hakkında 08.03.2010 gün 2008/474-239 sayılı karar ile davacıların davasının reddine karar verildiği ve bu hükmün temyiz edilmemesi nedeniyle davacılar … mirasçıları ve arkadaşları aleyhine kesinleştiği anlaşıldığına göre, davacıların temyiz isteminin REDDİNE,
2) Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz istemleri yönünden; incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman tahdidi dışında kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, kadastro davalarında 3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları gözönünde tutularak maktuan takdir ve tayin olunması gerekirken, hüküm yerinde vekâlet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 5 numaralı bendinde geçen “AAÜT hükümleri gereğince 1.320.- TL” cümlesi kaldırılarak, bunun yerine, “3402 sayılı Kanunun 31/3. maddesi uyarınca davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları gözönünde tutularak maktuan takdir ve tayin olunan 250.- TL” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi atfıyla H.U.M.K.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, temyiz incelemesi duruşmalı yapılması nedeniyle 990.- TL vekâlet ücretinin davacı Hazineden alınarak davalı …’e verilmesine, alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 17/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi.