YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15077
KARAR NO : 2011/13836
KARAR TARİHİ : 01.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2008/6165-10268 sayılı 10.07.2008 günlü bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Öncelikle davacı gerçek kişi T.Sani 307 Y.148 nolu 4 dönüm miktarındaki hudutları …, …, … ve Tarik yazılı olan tapu kaydına dayanarak bu davayı açmıştır. Mahkemece yörede arazi kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı sorulmamış, yapılmış ise çekişmeli taşınmazın ne olarak tesbit edildiği ve varsa tapu kaydının oluşup oluşmadığı, davacının hak sahibi olup olmadığı araştırılmamış, dayandığı tapu kaydının revizyon görüp görmediği de araştırılmamıştır. Ayrıca, fotogometri yönteme ile düzenlenen harita varsa bu getirtilmediği gibi en eski tarihli ve 1980’lı yıllara ilişkin memleket haritası üzerinde taşınmazın konumu da uzman bilirkişilerce inceleme yapılarak belirlenmemiştir. Uzman ziraat bilirkişisi çekişmeli taşınmazın % 10-15 meyilli olduğunu, öncesinde tarla ziraatının yapıldığını, halen üzerinde yaşlı ahlat, yabani erik, tohumlama şeklinde genç andız ve ardıç fidanlarının bulunduğunu ve ziraat arazisi olduğunu açıklamıştır. Ancak;
Dairemizin 02.06.2008 gün ve 2008/5389 E-8060 sayılı dosyasında uzman ormancı bilirkişiler Kenan Kabaklı, … ile jeolog bilirkişi … tarafından düzenlenen 02.02.2007 tarihli raporda “Davalı taşınmazın memleket haritasındaki rumuzlara göre çalılık alanlar içerisinde kaldığı görülmekte ise de taşınmaz üzerinde bulunan meşe ağaçlarının mevcudiyeti, harita tanzimine müstenit olan hava fotoğrafının çekimi sırasında bu ağaçların kesilmiş olduğu sadece çalılık örtünün kaldığı kanaati uyanmıştır. Şöyle ki; meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün görülmemektedir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşenin daha önceki yıllarda tahrip edilmiş olduğu, hava fotoğraflarının bu senelerde çekilmiş olduğu, fakat daha sonraki yıllarda toprak altında kalan kök ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bugün üzerinde görülen meşe ormanının meydana geldiği bilimsel bir gerçektir” şeklinde bilimsel açıklamalarda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar dikkate alındığında dosyadaki uzman ziraat bilirkişi raporunun içeriğinin doğru olduğu hususunda tereddüte düşülmüştür.
Bu nedenle mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastro çalışmalarının yapılıp yapılmadığı ilgili yerlerden sorularak yapılmış ve çekişmeli taşınmaz ile ilgili olarak kadastro tespit tutanağı düzenlenmiş ise, kadastro tespit tutanak aslının, davalı ise
dosyasının, kesinleşmiş ise kadastroca oluşan tapu kaydı, daha sonra varsa fotogometrik yöntemle düzenlenen haritalar ilgili yerden istenerek dosyaya konulmalı, aynı taşınmaz ile ilgili kadastro tespitine itiraz davası varsa ve derdest halde ise bu dosya ile birleştirilerek yargılamanın devam etmesi gerektiği düşünülmeli, daha sonra ise çekişmeli taşınmazların bulunduğu yeri gösteren en eski tarihli ve 1980’lı yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, uzman orman ve ziraat mühendisleri ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden usulüne uygun keşif yapılmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacının dava konusu ettiği ve fen bilirkişi … ’in 31.05.2010 günlü rapor ve krokisinde A (27811,89 m²) ve B (10731,67 m²) harfleriyle gösterilen kısımlara yönelik davasının taşınmazlarının orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, hüküm dahili davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6 aylık askı ilan süresi içinde açılan orman tahdidine itiraz davası niteliğindedir.
1) Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, davacı …’un aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve Yasaya uygun olan hükmün onanması gerekmiştir.
2) Mahkemece dava konusu taşınmazların eski tarihli memleket haritasında kısmen açık alan da kalsa da tamamının ormanla bütünlük oluşturduğu, eylemli orman olduğu, dayanılan tapu kaydının değişir sınırlı olduğu, taşınmaza ait olup olmadığının belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, delillerin değerlendirilmesinde yanılgı söz konusudur. Şöyle ki; davacı gerçek kişi T.Sani 307 Y.148 nolu 4 dönüm miktarındaki hudutları …, …, … ve … olan tapu kaydına dayanarak bu davayı açmıştır. Dairenin iade kararı üzerine getirtilen komşu parsel tutanakları ve tahdit tutanaklarından 226 ada 9 nolu taşınmazın … mirasçıları adına, 226 ada 10, 38, 39, 40 ve 41 nolu parsellerin … oğlu … adına tespit edildikleri, yine tahdit tutanaklarında 900 ila 902 nolu orman sınır noktalarının sol tarafının Devlet Ormanı, sağ tarafının ihtiyar … mirasçıları tarlaları olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Yasanın 20/c maddesi; “Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır.” hükmü gereği tapu miktarı ile geçerli olup tapu miktar kapsamının, eski tarihli belgelerde açık alanda kalan (A) ile gösterilen bölümden sabit sınırlarla bağlantısı kesilmeyecek şekilde ve miktarına değer verilerek belirlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca; kesinleşen sınırlardan başlanarak tapu miktarı kadar yerin davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gerekçelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ; 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle dahili davacı …’un temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
2) İkinci bendde açıklanan nedenlerle dahili davacı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 01/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.