Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/2421 E. 2012/8883 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2421
KARAR NO : 2012/8883
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkin davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2009/6460-8372 sayılı bozma kararında özetle; [Mahkemece taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü, dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman olarak nitelendirilmediği ve kesinleşen tahdit sınırları dışında kaldığı bildirilmişse de, rapora eklenen tarihsiz memleket haritasında çekişmeli parsellerin bulunduğu yerin yeşil renkli çalılık ile işaretlenen alanda kaldığı, eğiminin % 15-30 olduğu, üzerinin zeytin ve zeytin delicesi ile kaplı bulunduğu, yörede 1951 yılında yapılan genel arazi kadastrosunda dağ belirtmesi yapılarak tapulama (tespit) harici bırakılan alanda kaldığı görülmektedir.
Yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar orman ve toprak muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı Yasanın 1/1. maddesi gereğince orman sayılan yerdir. 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/p maddesinde “Üzerindeki bitki formasyonu ile taşkınları, şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, toprak erozyonu, toprağın strüktür ve tekstürünün, bozulmasını önleyici, su verimini artırıcı etkisi bulunan ve eğimi yüzde on ikiden fazla olan yerlerin orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyacağı.” şeklinde tanımlanmış ve yine aynı Yönetmeliğin “Devlet Ormanı Olarak Sınırlandırılacak Yerler” başlığını taşıyan 26/j maddesinde “Orman ve toprak toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanların Devlet Ormanı olarak sınırlandırılacağını” aynı maddenin 2. fıkrasında “Orman rejimine girmiş olan bu gibi yerlerin komisyonlarca herhangi bir nedenle sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” öngöülmüştür. Orman Yasasının 1. maddesinin 2. fıkrasının (İ) bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman sayılmayacağı kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait bu yollarla oluşturulan her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, çekişmeli parselin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 1968 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp kesinleşmiştir. Bu durumda, orman serisi dışında kalan yerlerde, orman kadastro komisyonlarınca inceleme yapılıp nitelik belirlenmediğinden, o yerde orman kadastrosunun yapılmış sayılmayacağı, başka bir anlatımla, seri dışında kalan yerlerde bir orman
2012/2421 – 2012/8883
sınırlandırılmasının varlığından söz edilemeyeceğinden, bu nitelikteki taşınmazların hukukî durumlarının resmî belgeler üzerindeki bitki örtüsü ve eğiminin incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. 02.12.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1. maddesi “… Evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, kadastrosu orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü getirilmiş ve bu hükümle daha önce sınırlaması yapılmış olup da her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisini vermiştir. Yine, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h maddesinde “Her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanlar”ın devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörülmüştür. Tüm bu bulgular, yasa ve yönetmelik maddelerine göre taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu ve uzman orman bilirkişinin taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu şeklindeki değerlendirmesi dosya kapsamına uygun düşmediğinden davanın reddine karar verilmesi] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 02.05.1968 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi, 07.02.1951 tarihinde yapılmış ve sonuçları 22.05.1951 – 22.06.1951 tarihleri arasında ilân edilmiş ve kesinleşmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 12/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.