YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2045
KARAR NO : 2012/8685
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalılardan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 14.10.2008 tarihli dilekçesiyle, Kepez ilçesi, … köyü 9211 ada 13 sayılı parseli, tapu kaydında hiçbir kısıtlama olmadığı halde, tahsisen Antalya Belediyesinden satın aldığı, bedelini Antalya Belediyesine verdiği ancak, taşınmaz Kepez Belediyesine devredildiği, onun için taşınmazı Kepez Belediyesinden iktisap ettiği, taşınmazı iyi niyetle elinde bulundururken, Hazine tarafından parselin 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu ileri sürülerek, tapu kaydının iptali ve Hazine adına tescili istemiyle açılan davanın kabulüne, parsellerin tapu kaydının iptaline ve 2/B madde gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer niteliğiyle davacı adına tesciline ilişkin Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2006 gün ve 2006/207-709 sayılı kararının Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği, tapu kaydının iptali nedeniyle kendisinin zararı oluştuğu gibi, davalı Belediyelerin ise kendisi aleyhine sebepsiz olarak zenginleştikleri, oluşan zararın fazlaya ilişkin bölümü saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.950,00.- TL tazminatın davalı … Belediyelerden alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Mahkemece; Antalya Belediyesi aleyhine çılan davanın KISMEN KABULÜNE, 644,15.- TL’ nin, 13.12.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Antalya Büyükşehir Belediyesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istenmin REDDİNE, Kepez Belediyesi aleyhine açılan davanın husumetten REDDİNE, Hazine aleyhine açılan davanın ise yargı yolu bakımından REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi ve davalı … Belediyesi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptali nedeniyle, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince açılan tazminata ilişkindir.
Tapuda davacı gerçek kişi adına kayıtlı olan çekişmeli parsel, genel kadastroda 1947 yılı orman kadastosu sınırları içinde olduğu için tapulama dışı bırakılan ve ihdasen Hazine adına tapuya kayıt edilen 349 sayılı parselin 2981 sayılı yasa hükümlerine göre ifrazıyla oluşmuş, başka bir yerdeki yol boşluğu nedeniyle Antalya Belediyesi adına kayıt edilmiş, 21.07.1995 tarihinde davcıya satılmış, 05.10.010 tarihinde 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığına ilişkin şerh yazılmıştır.
1) Mülkiyet hakkı, Anayasanın 35. maddesi ve bu maddeye uygun olarak çıkarılan yasalarla korunduğu gibi, 5170 sayılı Yasa ile değişik Anayasanın 90. maddesi ile kanun hükmünde olduğu kabul edilen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Numaralı Protokolün 1. maddesiyle de güvence altına alınmıştır.
2012/2045-8685
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), TURGUT VE DİĞERLERİ-TÜRKİYE davası kararında, Devlet tarafından tazminat ödenmeksizin taşınmazın geri alınmasının, orantısız bir müdahale olduğunu ve söz konusu davada tazminat ödememeyi gerektirecek istisnai şartların bulunmadığına işaret ederek, kamu yararı ile bireysel haklar arasındaki adil dengenin kurulamamasını ihlal nedeni olarak saymış; KÖKTEPE-TÜRKİYE davasında ise, başvuranlara uygulanan mülkiyetten yoksun bırakma işlemine gerekçe olarak gösterilen tabiatın ve ormanların korunması amacının, 1 No.’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi anlamında kamu yararı kapsamına girdiğine dikkat çekmekle birlikte, mülkiyetten yoksun bırakma halinde, ihtilaf konusu tedbirin arzu edilen dengeye riayet edip etmediğinin ve bilhassa da başvuranlara orantısız bir yük yükleyip yüklemediğinin belirlenmesi için, iç hukukta öngörülen telafi yöntemlerinin dikkate alınması gerektiğini hatırlatarak, mülkün değerine karşılık gelen makul bir meblağın ödenmeden, mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir müdahale teşkil edeceğini ifade etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.11.2009 gün ve 2009/4-383 E., 2009/517 K.; 16.06.2010 gün ve 2010/4-349 E. 2010/318 K sayılı kararlarında da vurgulandığı gibi; tapu işlemleri kadastro tesbit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda yapılan hatalardan T.M.K. m. 1007 anlamında devletin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Burada devletin sorumluluğu, kusursuz sorumluluktur. Bu işlemler nedeniyle zarar görenler, Medeni Yasanın 1007. maddesi gereğince, zararlarının tazmini için Borçlar Yasasının 125. maddesine göre 10 yıllık sürede Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilirler. Bu nedenle, Hazine aleyhine açılan davanın husumetten reddi doğru değildir.
2) Antalya Büyükşehir Belediyesi aleyhine haksız iktisap kurallarına göre açılan tazminat davasında, mahkemece atanan mali müşavir bilirkişinin düzenlediği raporda; davacı tarafından 21.07.1995 tarihinde belediyeye ödenen 10.950.000,00.- TL’nin, tapu iptal tescil hükmünün kesinleştiği 13.12.2007 tarihi itibariyle karşılığının hesaplanmasında kullanılan katsayıları ne şekilde tespit ettiği açıklanmamıştır. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
3) Diğer taraftan, Medeni Yasanın 1007. maddesi hükmüne göre, tazminata hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanı sıra, “Tapu sicilinin tutulması nedeniyle bir zarar doğmuş olmalıdır.”. Somut olayda; tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşmesiyle bir zarar oluştuğu kabul edilebilirse de, 26.04.2012 gün ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe giren 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Yasanın “2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği, bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılamayacağı, açılan davalardan vazgeçileceği, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılacağı, ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması halinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanunî mirasçılarına iade edileceği; aynı Yasanın 7. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin haklarının bu sürenin bitimiyle birlikte sona ereceği, bu kişilerin idareden başkaca
2012/2045-8685
talepte bulunamayacakları, hak ve tazminat talep edemeyecekleri ve dava açamayacakları öngörülmektedir.
Tapusu iptal edilen taşınmazın, 6292 sayılı Yasanın sözü edilen hükümlerine göre tekrar tapu sahibine iade edilmesi halinde, davacı tarafın zararı izale edilip, tazminata hükmedebilmek için zorunlu unsur olan zarar gerçekleşmeyeceği için, taraflara yasadan kaynaklanan yetkilerinin kullandırılması ve sonucuna göre işlem yapılması için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişi ile davalı … Belediyesinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 07/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.