YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3103
KARAR NO : 2011/7002
KARAR TARİHİ : 08.06.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine, birleşen dosya davacılarından davacı … ve bir kısım davalı vekili ile davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 102 ada 187 parsel sayılı 61952,07 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Kasım 1974 tarih 1 sıra nolu, Ocak 1986 tarih 1 sıra nolu ve Ağustos 1995 tarih 2 sıra nolu tapu kayıtlarına dayanılarak tarla niteliğiyle davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, katılan davacı … Yönetimi 05/04/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Davacılar … ve … ise taşınmazın babalarından kendilerine intikal ettiğini ve davalı gerçek kişilerin taşınmaz üzerinde haklarının mevcut olmadığını belirterek, taşınmazın davalı gerçek kişiler lehine olan tespitinin iptali ile kendi adlarına tescili için ayrıca dava açmışlardır. Mahkemece, Hazine ve gerçek kişiler tarafından ayrı ayrı açılan davalar H.Y.U.Y.’nin 45. maddesi gereğince birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davacı Hazinenin açtığı davanın reddine, birleşen dosyanın davacıları davacı … ve …’in açtıkları davanın reddine, katılan davacı … Yönetiminin açtığı davanın ise kabulüne ve dava konusu … İli, … İlçesi … Köyü, 102 ada 187 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile orman vasfıyla hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine, birleşen dosya davacılarından davacı … ve bir kısım davalı vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir: Şöyle ki; dava konusu 102 ada 187 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti; Kasım 1974 tarih 1 sıra, Ocak 1986 tarih 1 sıra ve Ağustos 1995 tarih 2 sıra nolu tapu kayıtlarına dayanılarak yapılmış olmasına rağmen ve davacı Hazine de Mayıs 939 tarih 37 sıra nolu tapu kaydına dayanarak dava açtığı halde mahkemece tespite esas alınan tapu kayıtları ile davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtları dosyaya getirtilmediği gibi dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren sıra izler biçimde tüm geldi ve gittileri de getirtilmemiş ve tapu kayıtlarının başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmamıştır. Keşifte tarafların sunduğu fotokopi belge üzerinde yapılan tapu kaydı uygulaması ise yetersizdir. Ayrıca davalı gerçek kişiler dava konusu taşınmazın Hazinenin dayandığı tapu kapsamında olduğu ve bu taşınmazı 716 sayılı borçlanma kanunu hükümlerine göre hazineden satın aldıklarını iddia etmelerine rağmen bu hususta mahkemece araştırılmamıştır. Yine komşu parsel kayıtları getirtilmemiş, çekişmeli parselin etrafı kesinleşmiş orman alanları ile çevrili orman içi açıklığı olup olmadığı da saptanmamıştır.
Bu nedenle, mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellere ait kadastro tespit tutanakları ile eğer itirazlı iseler dava dosyaları ve tespite esas tapu kayıtları ile tarafların dayandıkları tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri araştırılmalı, revizyon görmüş iseler revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli, bu tapu kaydına dayanılarak çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilmeli, davalıların 716 sayılı borçlanma kanunu hükümlerine göre taşınmazı hazineden satın alıp almadıkları ilgili yerlerden sorulup tespit edildikten sonra önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte dayanılan tapu kayıtlarının mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kayıtları mahalline uyuyor ise, tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, dayanılan tapu kayıtları çekişmeli taşınmaza uyuyor ise, tapu kayıt malikleri ile davalılar arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 4785 ve 5658 sayılı Yasa kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli kapsamı tayin edilerek, miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığını kabul olunması ve tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, dayanak tapu kayıtları taşınmaza uymuyorsa gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüş olduğundan taşınmazın orman içi açıklık niteliğini taşıyıp taşımadığı değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yetersiz incelemeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; tüm tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 08/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.