YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9022
KARAR NO : 2013/11794
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 06/02/2013 günlü hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar … mirasçıları ve arkadaşları vekili Av. … tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.12.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacılar … mirasçıları ve arkadaşları vekili Av. …, Hazine vekili Av. … ile Orman Yönetimi vekili Av. … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Yanı Mevkii 239 ada 5 parsel sayılı 12545,87 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle öncesinde atalarından intikalen …’in zilyetliğindeyken 1997 yılında …’e sattığı ve halen onun zilyetliğinde olduğu, ancak, parselin 2003/550 ve 1995/5 Esaslı dosyalarında davalı olduğundan sözedilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir.
2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/550 Esasına kayıtlı dava dosyasında; … tarafından … Köyü Tüzel Kişiliği, Hazine ve Orman Yönetimi aleyhine açılan davada sınırlarını bildirdikleri 8000 m² yüzölçümündeki taşınmaza bayiileri ve kendileri tarafından eklemeli 20 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla zilyet edildiği, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirtilerek, Medenî Kanunun 713. maddesi gereğince adına tescili istenmiştir.
3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/144 Esasına kayıtlı dava dosyasında ise, … ve arkadaşları tarafından davalı Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği ile … taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tescil davasının reddi ile elatmanın önlenmesi istemiyle açtıkları dava, 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.09.2004 gün ve 204/144-28 sayılı kararı ile asliye hukuk mahkemesinin 2003/550 Esasına kayıtlı dava dosyası üzerinde birleştirilmiştir.
1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/123-83 sayılı, …’nin davasının açılmamış sayılmasına, diğer davalarda, 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince görevsizliğe ilişkin kararının kesinleşmesiyle kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece, …’in davasının kısmen kabulüne, kadastro dışı bırakılan alanlara ilişkin davada görevsizliğe ilişkin verilen karar, Hazine vekili, Orman Yönetimi vekili, davacı … vekili ve muteriz davacılar … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 31.01.2012 gün 2011/16000 – 590 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında bozma kapsamın dışındaki yönlerin incelenmediği belirtilerek özetle; “…davacılardan … yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması…” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra, davacı …’in davasının kısmen kabulüne ve çekişmeli 239 ada 5 sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 9807,81 m² bölümünün davacı … Koçayiğit adına tesciline, aynı krokide (B) işaretli 2.059,12 m² ve (C) işaretli 679,42 m² bölümlerin ise orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davaya konu taşınmazın tescil harici kalan kısımları yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili, davalı … Yönetimi vekili, davalı Hazine vekili ve muteriz davacılar … mirasçıları ve arkadaşları vekili Av. … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yılları arasında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu, 2896 ve 3302 sayılı kanunlar ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
1) Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritası ile eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 239 ada 5 parsel sayılı taşınmazın orman tahdidi dışında kalan ve öncesi itibariyle de orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, Orman Yönetiminin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Muteriz davacılar … mirasçıları ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yönünden; muteriz davacıların vekilleri aracılığıyla ibraz ettikleri 19/11/2009 tarihli dilekçe ile, davalarından feragat ettikleri ve çekişmeli taşınmazın davacı … adına tescilini istedikleri, feragatin yargılamayı sona erdiren tek taraflı irade beyanı olması ve istek olmasa dahi her zaman re’sen gözetilmesi gerektiğinden temyiz itirazlarının REDDİNE,
3) … vekilinin temyiz istemlerine gelince; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 01.10.2010 tarihli keşif incelemesi sonucu fen bilirkişi … tarafından düzenlenen raporda (B) ve (C) ile gösterilen bölümlerinin, 3402 sayılı Kanunun 5 ve 27. maddesi uyarınca işlem yapılarak kadastro mahkemesine aktarılan asliye hukuk mahkemesinin 2003/550 E. sayılı dosyası arasında 23.07.2004 günü yapılan keşif esnasında davacı vekili hazır olduğu halde, yapılan keşifte ölçülen alan dışında kaldığı ve zilyetliklerinin bu tarihten sonra başladığının kabulü gerektiğinden 3402 sayılı Kanunun 14. maddesindeki zilyetlikten kazanım koşullarının davacı … yararına oluşmadığı anlaşıldığından temyiz itirazlarının REDDİNE,
4) Hazinenin temyiz isteminin incelemesinde ise; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman bilirkişi raporlarından çekişmeli 239 ada 5 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu anlaşıldığına ve adına tescil kararı verilen kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, dava konusu taşınmazın (B)=2059,12 m² ve (C)=679,42 m² yüzölçümlü bölümlerine ilişkin olarak davacı gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı, bu bölümlerinin kesinleşmiş orman kadastrosu dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, niteliğinin tarla olarak tescili gerekirken, hüküm yerinde “orman” olarak belirtilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının 1. bendinin 4. paragrafının 3. satırında yer alan “orman vasfıyla” ibaresinin kaldırılarak, bunun yerine, “tarla vasfıyla” ibaresi yazılmak suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesi göndermesiyle H.U.M.K.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, kararın niteliğine göre temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması nedeniyle taraflara vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Harçlar Kanununun değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 17/12/2013 günü oy birliği ile karar verildi.