YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3332
KARAR NO : 2011/8542
KARAR TARİHİ : 01.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında, … köyü 118 ada 9 parsel sayılı 14528,35 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş ve tutanak itirazsız kesinleşmiş olup ayni şekilde tapuda kayıtlıdır. Davacı gerçek kişiler, taşınmazın murisleri… ‘ten kaldığını bildirerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile tapu kaydının iptali ile adlarına tescili talebi ile dava açmışlardır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu ile daha sonra yapılan ve 02.01.2008 tarihinde ilan edilen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dava, arazi kadastro sırasında 3402 sayılı Kadastro Yasası hükümlerine göre, arazi kadastro ekiplerince orman niteliği ile tespit tutanağı düzenlenip kesinleşmesi sonucu Hazine adına orman niteliğiyle tapuya tescil edilen 118 ada 9 parselin, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 3402 sayılı Kadastro Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık süre içinde açılan tapu kaydının iptali ile tesciline ilişkindir.
10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesinde “… iki ay içinde orman kadastro komisyonlarınca orman sınırları belirlenmemesi halinde, kadastro çalışma alanı sınırları kadastro ekiplerince belirlenir ve çalışmalar bu kanun hükümlerine göre yürütülür. Kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş sayılır. Orman kadastrosu kesinleşmiş yerlerde bu sınırlara aynen uyulur.” Yine aynı yasanın 16/D maddesinde “devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu yasada hüküm bulunmayan hallerde özel yasaları hükümlerine tabidir” hükümleri bulunmaktadır. Orman hukukuna ilişkin düzenlemeler özel yasa niteliğindeki 6831 sayılı Orman Yasasında yer almıştır. 3402 sayılı Kadastro Yasası 6831 sayılı Yasanın hiçbir maddesini yürürlükten kaldırmamış, aksine ormanlar hakkında mevcut olan özel orman yasasının uygulanacağını öngörmüştür. Bu bakımdan, niteliği orman olan taşınmazlar hakkında hukuk ve ceza konusunda çıkacak uyuşmazlıkların tümünün Özel Orman Yasasında yazılı hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi gerçekten uzman kuruluş olan orman kadastro komisyonlarının görevini, yani ormanları tespit etme işini, gerektiğinde genel arazi kadastrosu ekiplerine vermiştir.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi hükmüne göre, bir çalışma alanında orman belirleme işi, ister orman kadastro ekiplerince, isterse arazi kadastro ekiplerince belirlensin, kadastro ekiplerince bu şekilde tespit ve ilan edilen yerlerde orman kadastro işlemleri de ikmal edilmiş saymıştır. İkmal etme, tamamlama değildir. İkmal edilen ya da yapılan işlemin ilan edilmesi ve ilan süresinde dava açılmayarak kesinleşmesi veya ilan süresi içinde dava açılması halinde dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesi ile orman kadastrosu kesinleşecektir.
Yapılan ve kesinleşen işlem, orman kadastrosu olduğuna göre, temyize konu dava 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükmüne göre açılan, tapu iptali davası değil, 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi hükmüne göre açılan, orman kadastrosunun iptalidir.
Orman niteliğinde olan bir yerin kadastro işlemi kesinleşmekle o taşınmaz kamu malı, orman niteliğini kazanır. Yukarıda açıklandığı gibi, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/D maddesinde ormanlar hakkında özel yasanın uygulanacağı yazılıdır. Kesinleşen orman kadastrosunun nasıl iptal edileceği 3402 sayılı Yasa değil, 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede ise, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak, tapulu taşınmazlar yönünden, tapu sahiplerine 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği öngörülmüştür. Vergi kaydına, zilyetliğe dayanılarak kesinleşen orman kadastrosunun iptali dava edilemez.
3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 ve 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde belirtilen hak düşürücü süreler kamu düzeni ile ilgilidir ve davanın görülebilirlik koşuludur. Bir davada hak düşürücü sürenin bulunup bulunmadığı davaya bakan hakim tarafından, tarafların istemi olmadan doğrudan doğruya gözönünde bulundurulması zorunludur. Hak düşürücü süre geçmişse davanın esası incelenemez. Davacı, davasında haklı bile olsa hak düşürücü süre davanın özünü ortadan kaldırmış olduğundan o davanın esasına girilemez ve dava dinlenemez.
Somut olayda; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 4/3. maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosu, arazi kadastrosunun kesinleşmesi ile birlikte 02.11.2005 tarihinde kesinleşmiş ve dava konusu parsellerin orman niteliği ile Hazine adına tapu kaydı oluşmuş ve taşınmazlar kamu malı olmuştur. Temyize konu dava 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3. maddesinde anılan 10 yıllık süre içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılmıştır. Ne var ki; kesinleşen orman kadastrosunun iptali 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/D ve 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesi gereğince ancak tapuya dayanılarak 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebilir. Davacı tapuya dayanmadığından hak düşürücü süre nedeniyle kesinleşen orman kadastrosunun iptalini isteyemez. Zilyetliğe dayalı olarak davanın dinlenme olanağı bulunmadığından mahkemece davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, farklı bir gerekçeyle reddi doğru değilse de, redde ilişkin hüküm sonuç olarak doğru olduğundan, usul ve yasaya uygun olan hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/son. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 01/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi.