YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9937
KARAR NO : 2013/11962
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 23.03.2010 günlü dava dilekçesiyle; … Mahallesi, 3834 ada 1 parsel sayılı taşınmazı 2007 yılında satın aldığını, yörede yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde çalışmaları sırasında, arazinin büyük bölümünün 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, oysa ilk tahdidin usulüne uygun yapılmadığını ve ilân edilmemesi nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek ilk orman tahdidinin ve 2/B madde uygulamasının iptalini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine, tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman kadastrosu ve 2/B madde çalışmalarına itiraz niteliğindedir.
Bölgede 1944 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu, 1979, 1980 ve 1981 yıllarında yapılan ancak ilâna çıkarılmayan 2. madde uygulamaları ile 25.09.2009’da altı aylık ilâna çıkarılan ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları bulunmaktadır.
Dava konusu taşınmaz, ilk olarak, bölgede 1953 yılında yapılan arazi kadastrosunda 449 parsel numarası ile 49175 m² yüzölçümüyle Münevver Şimşek adına tesbit edilmiş; gerçek kişilerin tespite itirazları reddedilerek Münevver Şimşek adına hükmen tapuya kaydedilmiş,
1969 yılında ifrazlar sonucu 978 ve 979 nolu parsellere ayrılmış; bölgede 1991’de yapılan yenileme çalışmalarında 219 ada 3 parsel numarasını almış; yine, ifrazlar sonucu dava konusu 3834 ada 1 nolu parsel numarası alarak 08.11.2007’de satışla davacı adına tapu kaydı oluşmuştur.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 1944 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu, 1979, 1980 ve 1981 yıllarında yapılan ancak ilâna çıkarılmayan 2. madde uygulamalarına ilişkin tutanaklar ve haritaları dosyaya getirtilmediğinden hükme esas alınan orman bilirkişisi raporu denetlenememektedir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece öncelikle, 1944 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu, 1979, 1980 ve 1981 yıllarında yapılan ancak ilâna çıkarılmayan 2. madde uygulamaları, 2009’da yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ait tüm tutanaklar ve haritaları, ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen …(Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden yapılacak keşifte, 2 Eylül 1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanuna göre orman kadastrosu ve aynı Kanunun 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği’nin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümü ile 20.11.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği’nin “Teknik İşler” başlıklı Sekizinci Bölümünde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, yapılan uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı anlaşıldığı takdirde, 3402 sayılı Kanunun 16/D. maddesi ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesi gereği tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabileceklerinin düzenlendiği, bu durumda davacının 10 yıllık hak düşürücü süreyi geçirmiş olacağı dikkate alınmalı, sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre; dava, orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamalarına itiraz olduğu halde, mahkemece tesbit gibi tescile karar verilmiş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 19.12.2013 günü oy birliği ile karar verildi.