Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/3391 E. 2012/9370 K. 20.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3391
KARAR NO : 2012/9370
KARAR TARİHİ : 20.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro sırasında, … mahallesi 195 ada 41 parsel sayılı 14.849,19 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesiz olarak kime ait olduğu bilinemediğinden söz edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar; tapu kaydı, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazın adlarına tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Orman Yönetimi, 16.07.2004 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08/06/2006 gün ve 2006/5309 – 8063 sayılı bozma kararında özetle [Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli değildir. Hükme esas alınan orman bilirkişi kurul raporunda, taşınmazın durumu memleket haritasında incelenmekle birlikte uygulanan memleket haritasının kenarındaki lejant işaretlerini taşımadığı gibi, hava fotoğraflarının uygulaması yapılmamış ve memleket haritası ile kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek birbirini üzerine aplike edilmek suretiyle taşınmazın konumu gösterilmemiştir. Bu durumda, karara dayanak alınan uzman orman bilirkişi raporu çekişmeli yerin öncesinin orman niteliğini belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Diğer taraftan, ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşımazın keşif günündeki fiili durumu belirlenmiş olup, zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı yönünde açıklamada bulunulmamıştır. Hakimin bilirkişi raporlarını denetleme yükümlülüğü vardır
Bundan ayrı; davacıların tutunduğu tapu kaydı, taşınmaz başında yapılan keşifte yöntemince uygulanmaksızın, keşifte dinlenen bir yerel bilirkişinin “Okunan tapu kayıtlarındaki sınırları bilmiyorum” yönündeki soyut anlatımına değer verilerek karar verildiği, aksine dayanak tapu kaydının kuzeyinde okunan “… ’nın” çekişmeli taşınmazın kuzeyinde bulunan 195 ada 40, 95 ve 96 parsel sayılı taşınmalara uygulanan tapu kaydının geldisi olan 25.07.1949 tarih 122 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda Mahmut Çavuş’un adı geçtiği gibi tapu kaydının mevki itibariyle de davalı yere uyduğu, diğer taraftan tapu kaydı iskan yoluyla oluştuğu halde, haritasının dosya arasına getirtilip uygulanmadığı anlaşılmaktadır.
O halde; davacıların tutundukları tapu kaydının iskan yoluyla oluşan haritası ve iskan tapusuna ilişkin tüm belgeler getirtilerek tapu kaydındaki ½ payın kime ait olduğu belirlenmeli, en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu belirlenmesi halinde bu kez, davacıların tutundukları iskan yoluyla oluşan tapu kaydı ve haritası elverdiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişi, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin maliklerinin anlatımları yardımıyla ve kadastro fen bilirkişi marifetiyle taşınmazın kadastro
2012/3391 – 2012/9370
paftasıyla birlikte çakıştırılmak suretiyle zemine aplike edilmeli, tapu kaydının kapsamı 3402 sayılı Yasanın 20. maddesine uygun olarak belirlenmeli, bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, 3402 sayılı Yasanın 20/A maddesine göre, “Kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırları itibar” olunacağından, çekişmeli taşınmazın tapu kaydı ve haritası kapsamında kalıp kalmadığı, haritanın fenni sıhhate haiz olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz ile örtüşüp örtüşmediği uygulama sonunda raporda tartışılmalı; keşif ve uygulama bilirkişilerinin düzenleyecekleri müşterek krokiye ayrı ayrı renklerle yansıtılmalı; tarafların gösterecekleri tanıklar, yerel bilirkişi ve komşu parsellerin maliklerinden sorularak ve iskan belgelerin tamamı incelenerek dayanak tapu kaydındaki 1/2 payın kime ait olduğu belirlenmeli, tapu kaydının iskan yoluyla oluşan haritasının bulunmaması veya tapu kaydının uygulama kabiliyetinin olmaması halinde taşınmazın sınırlarında orman bulunduğundan 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi uyarınca miktarıyla geçerli kapsamının belirlenmesi, tapu kaydı miktar fazlasının 3402 sayılı Yasanın 13/B – C, 14 ve 20. maddeleri uyarınca kazanılıp kazanılamayacağı gözetilmeli, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı yönünde ziraat mühendisinden bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ve komşu parsellerin malikleri taşınmaz başında dinlenmeli, zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği, tapu kaydındaki 1/2 payın kime ait olduğu sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalılar yanında eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme, uygulama ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.] gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık süre içinde açılan tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 20/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.