Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/6952 E. 2011/11300 K. 10.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6952
KARAR NO : 2011/11300
KARAR TARİHİ : 10.10.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 167 ada 1 parsel sayılı 6652,05 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile m…ki belirlenemediğinden Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kök muris …’den geldiği, 80 yıldır zilyet edildiği, bu nedenle, …, …, … ve … adlarına eşit oranda tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu parselin 1/4 hissesinin … adına, 1/4 hissesinin … oğlu … mirasçıları adlarına tapuya tesciline, 144 ada 2 parsel (maddi hata 167 ada 1 parsel olacak) sayılı taşınmazda geriye kalan 2/4 hissenin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından esasına ilişkin olarak ve dahili davalı … Yönetimi vekili tarafından ise temyiz isteminin reddine ilişkin 09.11.2011 tarihli müteferrik karara yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
1- Hazinenin temyizi yönünden;
Çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında m…ki bilinemediğinden tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Mahkemece, her ne kadar taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı gerçek kişi lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de delillerin takdirinde yanılgıya düşülmüştür. Şöyle ki; davacı kök murisinden irsen ve intikalen gelen salt eklemeli zilyetliğe dayanmaktadır. Keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından taşınmazın 15-20 yıldır davacı ve müşterekleri tarafından ekilip biçilmediği ve kullanılmadığı, bu nedenle taşınmaz üzerinde yıllık otsu bitkiler ve çalılar oluştuğu alınan ziraat raporlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacı ve müştereklerinin taşınmazı iradi terkleri sözkonusu olup, zilyetlikleri kendi istekleri ile kesintiye uğramış olduğuna göre, mahkemece; makul süreyi aşan terk iradesinin kabulu gerekir. Öte yandan; mahkemece yapılan keşifte görev alan orman bilirkişi raporuna ekli memleket haritasının incelenmesinde taşınmazın bulunduğu yer geniş yapraklı orman rumuzu ile işaretli beyaz renkli açık alanda görünmekte olup, bu tür yerler dahi devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan zilyetlikle kazanılabilecek nitelikteki yerlerden de değildir. 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde yazılı koşulların davacı lehine oluşmadığı ve taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığı anlaşıldığından davanın reddine, taşınmazın Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
Ayrıca; dava 167 ada 1 parsele ilişkin olduğu halde, taşınmazın 2/4 hisse olarak kabulünden sonra, geriye kalan ve tescil istemi reddedilen 2/4 hisse bölümü için maddi hata sonucu 142 ada 2 sayılı parsel olarak tescile karar verilmeside doğru değildir.
2- Orman Yönetimi vekilinin temyiz istemlerinin reddine ilişkin 09.11.2011 tarihli müteferrik karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece 19.11.2011 tarihli kararı ile Orman Yönetiminin taraf sıfatı bulunmadığından, temyiz talebinin reddine karar verilmişse de, bu konudaki inceleme görevinin Yargıtay’a ait olduğundan, mahkemenin 19.11.2001 tarihli kararının kaldırılarak Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin incelenmesine geçildi:
Orman Yönetiminin davacı gerçek kişiler tarafından açılan davaya 3402 sayılı Yasanın 26/D maddesine göre müdahil davacı sıfatı ile harçlı bir katılımı yoktur. Mahkemece 08.06.2009 tarihli oturumdaki ara kararı ile dahili davalı olarak Orman Yönetimi re’sen davaya katılmıştır. Bu nedenle, Orman Yönetiminin davada tarafı sıfatı bulunmamaktadır. Davada taraf sıfatı bulunmayanların kararı temyiz etme olanakları bulunmadığından, Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2) İkince bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetiminin temyiz dilekçesinin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek h…nde Orman Yönetimine iadesine 10/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.