Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2013/1902 E. 2013/6317 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1902
KARAR NO : 2013/6317
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 12/06/2012 tarihli dava dilekçesi ile, dava konusu Küçükkıran Köyü XXI nolu 2/B parselinin kadastro çalışmaları sonucu 6831 sayılı Orman Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak; XXI nolu parselin meşelik vasfında olup, orman özelliğini kaybetmediğini iddia ederek, dava konusu XXI nolu parselin 2/B vasfının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davanın kabulü ile Küçükkıran Köyünde kain 107 ada 1 nolu parsel içinde bulunan XXI nolu 2/B parselinin, Orman Kanunun 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkarılma işleminin iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ve Su İşleri Bakanlığı ve Hazine vekili tarafından esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanunla değişik 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosu, 12.05.2007 – 11.6.2007 tarihleri arasına ilân edilerek kesinleşmiş, daha sonra 6831 sayılı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde gereği yapılan kadastro çalışmaları ise 15.05.2012 tarihinde ilân edilmiş ve dava konusu XXI nolu parsel Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır.
1) Davalı Hazinenin temyiz itirazları bakımından;
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 11/3. maddesi gereğince Orman Genel Müdürlüğünce açılacak davalarda hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı hasım olarak belirtildiğine göre Hazinenin bu tür davalarda taraf sıfatı bulunmamaktadır. Somut dava da davacı … Yönetimince hem Orman ve Su İşleri Bakanlığı hem de Hazine davada taraf gösterilerek dava açıldığına göre Hazine aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu yönü ile bozulması gerekmiştir.
2) Davalı … ve Su İşleri Bakanlığının esasa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece; dava konusu taşınmazın orman içi açıklık konumunda olması gereğine değinilerek davanın kabulüne yönelik hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; keşif ve bilirkişi incelemesi neticesi düzenlenen uzman orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın, eskiden beri sürülüp kullanılan yer olduğu, taşınmaz kendi haline bırakıldığında doğal olarak orman haline gelmeyeceğinin belirtilmesine karşın, mahkemece keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarına değinilmeden taşınmazın orman içi açıklık konumunda olduğundan 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesine konu olamayacağı belirtilmiştir. Hüküm gerekçesinde de belirtildiği gibi; orman içi açıklıkların özel mülke konu edilmesi söz konusu değil ise de; Hazine tarafından dava konusu yerlerin, 2/B alanı olarak ilân edilmesine kanunî bir engel bulunmamaktadır.
6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesi ile (bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerin orman rejimi dışına çıkartılacağı) hükmünün bulunduğu, bundan doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybının anlaşılması gerektiği, her isteyenin ormanlarda doğal olarak bulunan deliceleri aşılaması, bina ya da eklentilerini inşa etmesi, erozyona sebep olacak biçimde araziyi teraslaması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs etmesi veya 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince hiçbir zaman kişiler adına tapuya tescil edilemeyecek ve özel mülk olamayacak orman içi açıklığı niteliğinde olan yerlerin kanun maddesinde anlatılan bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmayıp, zorla ve ormanın tahribi sonucu niteliğinin kaybettirilmesidir. Bu yöntem, toprak erozyonu, ormanların ortadan kalkması, doğanın ve çevrenin bozulup yok olması sonuçlarını doğurur.
Kanunda tanımlanan (…bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetme…) kavramında bu tür olaylar amaçlanmamıştır. 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesinin başka türlü yorumu, ormanların bilinçli şekilde niteliğinin kaybettirilmesine, tahribine ve yok edilmesine izin verdiği sonucuna ulaştırır ki, bu durum Anayasanın 169 ve 170. maddelerine aykırı olur. Suç teşkil edecek eylemlerle ve zorlama yolu ile ormanların niteliğinin kaybettirilmesi kanunlarla korunamaz.
O halde; uzman orman bilirkişisinin, 6831 sayılı Kanunun 2/4. maddesinde sayılan yerlerde 2/B madde uygulamasının yapılamayacağını gözönünde bulundurarak, yukarıda anlatılan eylemler sonucu ormanların yok edilmesinin ve baştan beri 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde anılan orman içi açıklık niteliğinde olan veya sonradan bu hale gelen yerlerin bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetme olarak kabul edilemeyeceğini gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın orman bütünlüğünü bozmama, su ve toprak rejimine ve çevresindeki ekosistemlerinin tüm öğeleriyle kendisini yenileyebilme gücüne zarar vermeme, ormancılık çalışmalarının etkenlik, verimlilik ve karlılık düzeylerini düşürmeme, taşınmaz üzerinde insan elinin çekilmesi ve olduğu gibi bırakılması halinde yeniden orman haline dönüşüp dönüşemeyeceği gibi koşulları birlikte değerlendirip, dava konusu taşınmazın hangi doğal olaylar ve eylemler sonucu bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybettiğini ya da etmediğini inceleyerek bu olguları tartışması ve taşınmazın hangi maddi ve bilimsel olgular sonucu nitelik kaybettiği sonucuna ulaştığını raporunda açıklaması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine ve Orman Su İşleri Bakanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 30/05/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.