YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13964
KARAR NO : 2012/7316
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişi 03.12.2010 günlü dilekçesiyle, …. köyü 819 sayılı parselin öncesinin orman iken, 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, parselin 4500 m2 yüzölçmündeki bölümünün zilyetliğini 20.04.1996 tarihinde satın aldıklarını, daha sonra pay devirleri sonunda bu bölümün 3/5 payının kendisine geçtiğini, yörede 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek-4 madde hükmüne göre 2010 yılında yaıplan kullanım kadastrosu ve güncelemede kullanılmak üzere elindeki belgeleri köy muhtarına gönderdiği halde, 819 sayılı parselin tamamının davalılar adına tespit edildiğini öğrendiğini belirterek, taşınmazın beyanlar hanesinde davalı yararına konulan kullanım şerhinin silinerek, 3/5’inin kendisinin kullanmında olduğunun beyanlar hanesine yazılmasını istemiştir. Mahkemece tapudaki şerhlerin kadastro ile oluştuğu, askı süresi içinde açılacak davalarda kadastro mahkemesi kararı ile değiştirilebileceği, genel mahkemelerde değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek – 4. madde hükmüne göre yapılan güncelleme çalışmalarına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır. Daha sonra 1980 yılında 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonuna bağlı 3 Numaralı Ekip tarafından yapılıp 31.03.1981 tarihinde ilan edilen, itirazların incelenmesiyle komisyon çalışmaları da 14.06.1982 tarihinde ilan edilip, itirazsız yerlerde 31.03.1982, itirazlı yerlerde ise 14.06.1983 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 58 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1986 yılında yapılıp 22.05.1986 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve her hangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış olan ormanların kadastrosu ile 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, yine 58 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1987 yılında yapılıp 23.12.1988 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve her hangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış olan ormanların kadastrosu ile 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeki devlet ormanı iken, 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 5831 sayılı Yasanın 8 ve 3402 sayılı Yasanın Ek – 4 maddesine göre 21.06.2010 ila 21.07.2010 tarihlerinde ilan edilen güncellemede Hazine adına tespit edildiği yönünde uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, parselin ne kadar pay ile kimin kullanımında olduğuna ilişkindir. Davacı taraf parselin 3/5’inin kendi kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazılması istemiyle, güncelleme çalışmalarına ilişkin 30 günlük askı ilanının bitiminden sonra dava açmıştır.
3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinin “ Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmü gereğince, ilan tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde genel mahkemelerde, kadastrodan önceki nedene dayalı dava açılabileceği, davanın 10 yıllık sürede açıldığı gözetilerek davacı tarafa davasını Hazineye yönlendirmesi için olanak tanınıp, tarafların iddia, dayanak ve delilleri sorularak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ancak; 30 günlük hak düşürücü süre içinde açılabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 15/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.