YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1578
KARAR NO : 2011/7825
KARAR TARİHİ : 22.06.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ile bir kısım davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 106 ada 172 parsel sayılı 34392,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, katılan davacı … Yönetimi 11/05/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, Hazinenin açtığı davanın reddine, Orman Yönetiminin açtığı davanın kabulüne ve dava konusu … İli, … İlçesi … Köyü, 106 ada 172 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının (kadastro tespitinin) iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce yapılan ve 16/04/2007 ila 16/10/2007 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece “Uzman Orman bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek dava konusu parselin çevresinde bulunan 171-178 ve 175 parsellerin hükümle orman olarak tesciline karar verildiği belirtilerek, bu durumda dava konusu yer orman içi açıklık haline geldiğinden orman sayılan yerlerden olduğu” gerekçesine dayanılarak dava konusu 106 ada 172 parsel sayılı taşınmazın orman olarak tesciline karar verilmiş ise de, mahkemece varılan sonuç dosya kapsamı ile çelişmektedir. Şöyle ki, mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi taşınmazın çevresinde hükümle orman olduğu kesinleşmiş taşınmaz bulunmamaktadır. Gerekçede hükümle orman olduğu belirtilen komşu 106 ada 178 parsel sayılı taşınmaz, dosya içinde bulunan kadastro tutanağına göre kişi adına tespit görmüş olup, itirazsız kesinleşmiştir. Yine komşu 106 ada 173 ve 174 parseller gerçek kişiler adına tespit görmüş olup, itirazsız kesinleşmiştir. Bu parsellere yönelik olarak hukuk mahkemelerinde açılmış tapu iptal tescil davası olup olmadığı da dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Ayrıca daireye temyiz incelemesi için gönderilen komşu 169 ve 171 parsel sayılı taşınmazların davalı olduğu mahkemenin 2009/426 esas, (Dairenin 2010/15648) sayılı dosyasının, bu davaya konu dosya ile aynı gün karar verildiği ve anılan dosyada da, “dava konusu 169 ve 171 parsellerin çevresinde bulunan 171-172 ve 168 parsellerin orman sayılan yerlerden olduğuna karar verilmesi karşısında dava konusu yer orman içi açıklık haline geldiği” gerekçesine dayanıldığı görülmüştür. Ayrıca kararda hükümle orman olduğu belirtilen 106 ada 175 parsel sayılı taşınmaz hakkında kesinleşen hüküm varsa da, dosya da ilam örneği bulunmamaktadır. Belirtilen durumlar karşısında, mahkemece, çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık olduğu gerekçesi denetlenebilir durumda olmadığı gibi, uzman orman bilirkişi raporu ve rapora ekli eski tarihli belgelere göre; taşınmazın orman içi açıklığı konumunda olduğunun kabul edilmeyeceği anlaşılmaktadır.
Ayrıca tarafların dayandığı tapu kayıtları dosyaya getirtilmediği gibi taraflarca dayanılan tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren sıra izler biçimde tüm geldi ve gittileri de getirtilmemiş ve tapu kayıtlarının başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmamıştır. Keşifte tarafların sunduğu fotokopi belge üzerinde yapılan tapu kaydı uygulaması ise yetersizdir.
Bu nedenle, mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellere ait kadastro tespit tutanakları ile eğer itirazlı iseler dava dosyaları ve tespite esas tapu kayıtları ile tarafların dayandıkları tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri araştırılmalı, revizyon görmüş iseler revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli, bu tapu kaydına dayanılarak çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilmeli, sonrasında önceki bilirkişiler dışında seçilecek bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte dayanılan tapu kayıtlarının mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek tapu kayıtları mahalline uyuyor ise, tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, dayanılan tapu kayıtları çekişmeli taşınmaza uyuyor ise, tapu kayıt malikleri ile davalılar arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kaydının 4785 ve 5658 sayılı Yasa kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli kapsamı tayin edilerek, miktar fazlasının sınırdaki ormandan açıldığını kabul olunması ve tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, tapu kayıtları taşınmaza uymuyorsa bu kez, davalı gerçek kişiler yönünden zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, taşınmazı davacıya hibe eden yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayanarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 22/06/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.