YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14703
KARAR NO : 2011/13804
KARAR TARİHİ : 01.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … ve davalı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü, 116 ada 21 parsel sayılı 1103,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 1926 tarihli 57 nolu, Ağustos 1930 tarihli 31-33 ve 34 nolu tapu kayıtları uygulanarak davalılar … ve müşterekleri adına, 116 ada 1 ve 60 parsel sayılı sırasıyla 10 hektar 3846 m² ve 38328 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Mart 1926 tarihli 56 nolu tapu kaydı uygulanarak orman niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmişlerdir. Davacı, çekişmeli taşınmazların kendisine ait tapu kapsamında kaldıkları ve zilyetliğinde bulunan yerlerden oldukları iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; davanın reddine ve dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, dayanılan tapu kaydının dava konusu 116 ada 21 nolu parsele uymadığı, 21 nolu taşınmazın davalılar … ve müştereklerinin zilyetliğinde bulunduğu, 116 ada 1 ve 60 nolu parsellerin ise eylemli orman oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemenin hükmü yerinde değildir. Şöyle ki; mahkemece, çekişmeli taşınmazların içinde bulundukları geniş pafta örneği, komşu olan parsel tutanakları, varsa dayanak tapu veya vergi kayıtları getirtilerek taşınmazlar yönünü ne okuduğu denetlenmemiş, davacının dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ile birlikte ve başka parsellere revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden araştırılarak, yapılan keşifte uygulanmamış, dört sınır itibarıyla taşınmazlara uyup uymadığı saptanmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli ve 1980’li yıllara ait memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile davacının dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri, kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediği sorularak, görmüş ise bu parsellere ait tutanak örnekleri ile davalı olanlara ilişkin dava dosyaları, varsa çap krokileri ile komşu parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile varsa dayanağı tapu ve vergi kayıtları ilgili yerlerden getirtilmeli; bundan sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre
araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; davacının dayandığı tapu kayıtları tarafsız ve yaşlı yerel bilirkişi yardımıyla uygulanarak, mahalli bilirkişinin yetersiz olduğu yerde tanık beyanlarına başvurulmalı, komşu parsel dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdiği araştırılmalı; tapu kayıtlarının mevki ve sınırlar itibariyle taşınmazlara uyup uymadığı saptanmalı; uyuyor ise geçerli kapsamları tayin olunmalı; çekişmeli taşınmazların özel orman olup olmadıkları ve tapu kapsamında kalan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı değerlendirilmeli, fen bilirkişi krokisi üzerine tapu kaydı sınırları kırmızı renkli kalemle gösterilerek keşfi izleme olanağı sağlanmalıdır. Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olduğunun saptanması halinde; davacının dayandığı tapu kayıtlarının 4785 sayılı Yasa ile hukuki değerini yitirip yitirmedikleri, ormanlarda sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği, tapu kaydının uymadığının saptanması halinde ise taşınmazların eylemli durumları ve zilyetlikle kazanma koşulları dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … ve davalı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 01.12.2011 günü oybirliği ile karar verildi.