Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/6084 E. 2012/8994 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6084
KARAR NO : 2012/8994
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Sezgin tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R
Kadastro sırasında … mahallesi, 220 ada 114, 147 ve 183 parsel sayılı sırasıyla 16567,00 m², 2688,00 m² ve 34135,00 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Nisan 1945 tarih 17 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldıkları ve halen de tapu kayıt maliklerinin tasarrufları altında bulunduğu, ancak; taşınmazların 1942 yılında yapılan orman sınırları içinde olduğu ve bilahare 1978 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi sonucu orman tahdit sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve taşınmazların kimin adına yazılacağı hususunda tereddüt hasıl olması nedeniyle genel müdürlüğe yazılan yazıda taşınmazların tapu kayıt malikleri adına tespitinin yapılmasının gerektiği ileri sürülmüş ise de, uygulanan tapu kaydının hudutları itibariyle genişletilmeye elverişli olduğundan ve yapılan yüzölçümü kontrolünde miktar fazlası kısım olduğu görülmesi üzerine, miktar fazlası kısım kesilerek ayrı bir parsel altında tespiti gerektiği gerekçesiyle taşınmazlardan 220 ada 114 parselin tamamı 384 itibar edilerek 328/384 hissesi Ali Osman oğlu … ve 56/384 hissesi de Nallıdereli Durmuş adına, taşınmazlardan 220 ada 147 ve 183 parseller ise, komisyon kararı ile miktar fazlası olarak tarla niteliğiyle Hazine adına,
Taşınmazlardan 220 ada 142 parsel sayılı 25798,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın 1942 yılında yapılan orman sınırları içinde olduğu ve bilahare 1978 yılında 1744 sayılı Kanunla değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi sonucu orman tahdit sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve iş bu taşınmaz ihya edildiğinde tarla niteliği kazanacağı gerekçesiyle, 220 ada 144 parselin ise devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve hiç kimsenin zilyet ve tasarrufu altında bulunmadığı gerekçeleriyle, 220 ada 142 ve 144 parsel sayılı taşınmazlar ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmişlerdir.
Yapılan bu tespite iki aylık askı ilan süresi içinde … tarafından 220 ada 142, 144, 147 ve 183 sayılı parsellere, … tarafından 220 ada 114, 147 ve 183 sayılı parsellere, … tarafından 220 ada 142, 144, 147 ve 183 parsellere ve … tarafından 220 ada 142, 144, 147 ve 183 parseller yönünden yapılan itiraz edilmiştir.
İtiraz eden … oğlu 1932 doğumlu …: İtiraz ettiği 142, 144 ve 147 parsellerin bulunduğu kısımda daha önce kendilerinin sayaları olduğunu, buraya ait 50 dönümlük tapuları mevcut olduğunu, burada Hazine ve belediyenin hakkı olmadığını, dilekçesinde her ne kadar 183 sayılı parsele de itiraz edilmiş ise de, bu parselde kendilerinin hakkı olmadığını, bu parsele itirazdan vazgeçtiğini, ağılın yeri, zeminde halen mevcut ve duvarları halen ayakta olup, tavan kısmın yıkılmış durumda olduğunu, burada kendilerinin davar beslediğini, bu yerleri davar beslemek için kullandıkları için ekip biçilmediğini, bu nedenle boşluk halinde olduğunu, ancak, taşınmazların kendilerinin zilyet ve tasarrufunda olduğunu ve tapu kaydıyla bu yere malik olduklarını iddia ederek, tapu kaydı miktarı kadar yer verilmek suretiyle Ali oğlu … adına tahdit ve tespitin yapılmasını istediğini beyan etmiştir.
2012/6084 – 8994
İtiraz eden İsmail Hakkı oğlu 1945 doğumlu …: İtirazcı Ağabeyi …’in ifadesine aynen katıldığını beyan etmiştir.
İtirazcılar Ali ve … he nekadar 183 parselde bir hakları olmadığını beyan etmiş iseler de, dedelerine ait tapu kaydının uygulanarak hangi kısma geldiğini kesin olarak bilmiyoruz. Bu tapu kaydının miktarı kadar yerin hangi parsellere isabet ettiyse o kısımlar da doldurularak verilmesini talep ettiklerini, bu nedenle 183 nolu parselinde tapu uygulaması sırasında dikkate alınmasını talep ettiklerini beyan etmişlerdir.
İtiraz eden Halit oğlu 1928 doğumlu …: İtirazcılar Ali ve …’in iddia ettiği gibi itiraza konu taşınmazların tamamının onlara ait olmadığını, kendisinin tarlası ve iki tarla yukarıda bir ağıl bulunduğunu ve bu ağılında onlara ait olmadığını, tapu kaydının babasına ait olduğunu ve itiraz ettiği parselleri 45 seneden beri babası ve ölümünden sonrada kendisinin zilyet ve tasarruf ettiğini, adına tespit edilen 114 sayılı parsel ile iştirak ettiği 147 ve 183 parsellerin adına tespitini talep ettiğini beyan etmiştir.
İtiraz eden belediye başkanlığı: Bu taşınmazlar, belediye hudutları içerisinde kaldığından 1580 sayılı Belediye Yasasının 159. maddesi gereğince Hazine adına yapılan tespitlerinin iptal edilerek belediye adına tespitinin yapılmasını talep ettiklerini beyan etmişlerdir.
Kadastro komisyonu 14.10.1987 tarihli kararıyla 220 ada 114, 142, 144, 147 ve 183 parsel kapsamı sahayı muterizlerin kendilerine veya murisleri adına kayıtlı tapu kayıtlarına istinaden adlarına tespitlerini talep ettiklerinden ve Abdullah ve … ile …’un dayandığı tapu kayıtlarının her ikisinin de itiraza konu parsellerin tamamını kapsamı içerisine aldığı, bu durumda aynı yere ait aynı kuvvet ve mahiyette iki belge olduğundan komisyonca aynı kuvvet ve mahiyetteki belgelerden herhangi birini iptal etme yetkisi olmadığından ancak eski tarihli olanın muteber edilmesi gerektiği gerekçeleriyle, bu parsellere daha önce komisyonca ikame olunan kararların iptal edilerek malik tablolarının açılacak dava sonucuna kadar açık bırakılmasına ve yine bu parsellere Nallıhan Belediye Başkanlığının yapmış olduğu itirazın reddine ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde tapu kayıtlarından birinin iptali için Nallıhan Asliye Hukuk Hakimliğine taraflarca dava açılmadığı takdirde müdürlükçe re’sen dava açılacağına karar verilerek, dava sonucuna kadar 220 ada 114, 142, 144, 147 ve 183 sayılı parsellerin malik tablolarının belirlenmeyerek açık bırakılmasına karar verilmiştir.
Davacılar Ali ve … vekili 05.11.1987 tarihli dilekçesinde; Kadastro komisyonun aynı kuvvet ve mahiyetteki tapu kayıtlarından birisini iptal yetkisi olmadığı gerekçesiyle mülkiyet hanesi boş bırakılan 220 ada 114, 142, 144, 147 ve 183 parsel sayılı taşınmazlar da müvekkillerinin dedelerine ait tapu kaydı bulunduğunu, tapu kayıtlarının 1302 ve 1326 tarihli olduğu ve müvekkillerinin dayandığı tapu kayıtlarının …’un dayandığı tapu kaydından daha eski tarihli olduğunu iddia ederek, 220 ada 114, 142, 144, 147 ve 183 parsel sayılı taşınmazların 1302 tarih 7 sıra nolu ve 1326 tarih 9 ve 10 sıra nolu tapu kayıtlarına dayanılarak müvekkilleri adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Birleşen dosya davacıları; Cemile Namzakan, … ve Ayşe Buğdaycı vekili, 11.11.1987 tarihli dilekçeleriyle, … mahallesi 220 ada 114, 147 ve 183 parsellerin müvekkillerinin murisleri tarafından 1945 yılında satın alındığını ve bu tarihten itibaren taşınmazların müvekkillerinin tasarrufunda olduğu ve söz konusu taşınmazların Nisan 1945 tarih 17 sıra nolu tapu kaydı kapsamında oldukları, kadastro sırasında miktara itibar edilerek 114 parselin müvekkillerine verildiğini, 147 ve 183 parsellerin miktara fazlası olarak Hazine’ye verildiğini, ancak; bu taşınmazları zilyetlikle edinme koşullarının müvekkilleri yararına oluştuğunu, bu yerlerin hem tapu kapsamında olduğu, hem de taşınmazları müvekkillerinin zilyet olduğunu ileri sürerek, kadastro tespiti sırasında malik haneleri boş bırakılan 220 ada 114, 147 ve 183 parsel sayılı taşınmazların müvekkilleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
2012/6084 – 8994
Mahkemece, H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, taşınmazlarla ilgili kadastro tutanaklarının davacıların iddiasını karşılamadığı, taşınmazların niteliği gereği sahiplenilmesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığı, Hazineye ait yerlerin kim tarafından ve ne kadar süre ile kullanılırsa kullanılsın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/b ve devamı maddeleri gereğince özel mülkiyete konu teşkil etmeyeceği, diğer davalılar … ve … aleyhine açılan davalarda, davacıların söz konusu yerin kendilerinin olduğuna dair yeterli ve inandırıcı delil ileri sürülmemiş olmaları gerekçeleri belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm mirasçılardan davacı … Sezgin tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçelerindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; dava, Asliye Hukuk Mahkemelerinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun yürürlüğe girmesinden önce yürürlükte olan 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununa göre açılmıştır. 10.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın geçici 1/2. maddesi hükmüne göre “asliye hukuk mahkemelerinde bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanununa göre açılan veya müracaata bırakılan davalara kadastro mahkemelerinde bu kanundaki hükümler doğrultusunda bakılmaya devam olunur.” hükmü getirilmiştir. Bu durumda; mahkemece, görevsizlik kararı verilerek davanın kadastro mahkemesine devri gerekirken, görevle ilgili değişik hükmün bu davaya şümulü düşünülmeden işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise, davanın niteliği gereği tapu uygulaması zorunlu olduğu halde dayanak tapu kayıtları tümüyle getirtilerek keşifte uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, dava açıldıktan sonra ölen davacı ve birleşen dosya davacılarının mirasçıları davaya dahil edilmeden davanın eksik taraf teşkili ile sonuçlandırılması, birleşen dosya davacıları Cemile Namzakan ve arkadaşlarının karar başlığında gösterilmemesi ve açtıkları dava hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, malik haneleri açık bırakılarak tesbit edilen taşınmazlar hakkında sicil oluşturulmasının gerektiğinin düşünülmemesi ve davanın, niteliği ve kapsamı hususunda hiçbir bilgi edinilmeden karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Sezgin’in temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 13/06/2012 günü oybirliği ile karar verildi.