YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16309
KARAR NO : 2011/659
KARAR TARİHİ : 25.01.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki TESCİL davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 03/06/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25/01/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, davacı … vekili geldi, karşı taraftan, davalı HAZİNE vekili avukat … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … İlçesi, … Mahallesi 08.08.1958 tarih ve 67 numaralı tapuda kayıtlı taşınmazın 1/4 payını 20.12. … tarihinde satın aldığını ve 50 seneyi aşkın süredir nizasız zilyetliğini sürdürdüğünü, kadastro sırasında 08.08.1958 tarih ve 67 numaralı tapu revizyon gösterilerek 669 parsel sayılı taşınmaz olarak kendisi ile kardeşleri… ve … adlarına tespit edildiğini, tespite Hazinenin itirazı üzerine, Üsküdar Tapulama Mahkemesinin 1980/56- 1981/21 sayılı kararı ile,komisyon kararının iptaline, tescil davası yönünden davaya bakmakta mahkemenin görevsizliğine kararı verildiğini,davanın Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılaması sonucunda, 1981/529- 1983/614 sayılı kararı ile Hazinenin davasının reddine karar verilerek kesinleştiğini, kesinleşmiş kararın infazı için … Tapu Sicil Müdürlüğüne yaptığı başvurusunun,mahkeme kararının tescil hükmü içermemesi nedeniyle kabul edilmediğini ve halen dava konusu taşınmazın tapuda mülkiyet hanesi boş göründüğünü ileri sürerek, adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın DAVANIN KABULÜNE, … İlçesi, … Mahallesi 669 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının davacı … adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı HAZİNE tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davaya konu taşınmaz 1981 yılında 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarılmıştır.
Her ne kadar mahkemece davacının davası kabul edilerek, çekişmeli 669 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payının davacı … adına TESCİLİNE karar verilmiş ise de delillerin takdirinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki;
Davacı, 08.08.1958 tarih ve 67 numaralı tapu kaydına dayanarak davaya konu taşınmazın adına tescilini istemektedir. Anılan tapu kaydı kadastro sırasında 669 parsel sayılı taşınmaza revizyon gösterilerek davacı ile kardeşleri… ve … adlarına tespit edilmiş, tespite Hazinenin itirazı üzerine Üsküdar Tapulama Mahkemesinin 1980/56- 1981/21 sayılı kararı ile,komisyon kararının iptaline, tescil davası yönünden davaya bakmakta mahkemenin görevsizliğine kararı verilmiştir. Bunun üzerine Hazinenin 669 parsel sayılı taşınmazın hazine adına tescili istemiyle açtığı dava, Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/529- 1983/614 sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmiştir. Davacının dayandığı ve 669 parsel sayılı taşınmazın tespit nedeni olan tapu kaydı, Üsküdar Tapulama Mahkemesinin 1980/56- 1981/21 sayılı kararı ile tespitin iptaline karar verilmesi ile geçerlilik kazanmamış ve davacı adına yeni bir kayıt oluşmamıştır.
-2-
2010/16309-2011/659
Hazinenin 669 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle açtığı tescil davasında yapılan yargılama sonucunda, Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/529- 1983/614 sayılı hazinenin davasının reddine ilişkin kesinleşen kararında, davacı kişi yararına tescil hükmü kurulmadığı gibi, gerekçe bölümünde de davacı lehine bir hak bulunduğundan söz edilmediği için anılan karar ile davacı yararına bir hak doğduğundan söz edilemez.
Maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen H.Y.U.Y nın 237. maddesine göre, kesin hüküm ancak konusunu oluşturan husus hakkında geçerlidir. Kesin hüküm vardır denilebilmesi için davanın taraflarının, dava konusunun ve dayanılan sebebin aynı olması gerekir. Bu koşullardan birincisi davanın konusu, yani dava ile elde edilmek istenen sonuçtur. Taşınmaza ilişkin davalarda dava konusu, taşınmazın kendisidir. Ancak, aynı taşınmaza ilişkin değişik hakların dava konusu edilmesi halinde taşınmaz aynı olmasına rağmen dava konusunun aynı olduğundan söz edilemez. Kesin hüküm koşullarından ikincisi dava sebebidir ki; bilimsel görüşler ile yerleşik yargısal kararlar da, dava sebebi davanın dayandırıldığı vakıalar olduğu kabul edilmektedir. Dava sebebi, hukuki sebepten ayrıdır. Mahkeme yargılama sırasında dava sebebi ile bağlı olup, başka sebepleri inceleme konusu yapamaz. Kesin hükmün koşullarından üçüncüsü, davanın taraflarının aynı olmasıdır. Tarafların aynı olmasından kasıt, her iki davada da sıfatlarının aynı olması, başka deyişle her iki davada davacı ya da davalı sıfatıyla hareket etmeleri değildir. Kesin hükümle ilgili kararda, taraf sıfatında olan kişi, ikinci davada taraf sıfatıyla yer alması halinde taraflar aynıdır. Kesin hüküm, taraflarının külli haleflerini de aynı şekilde bağlar.
Bu açıklamalara göre, Üsküdar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/529-1983/614 sayılı kararında davacı yararına tescil hükmü bulunmadığına, gerekçe bölümünde de davacı lehine bir hak bulunduğundan söz edilmediğine ve temyize konu davada davacının dayandığı 08.08.1958 tarih ve 67 numaralı tapu kaydı çekişme konusu olduğuna göre, somut olayda kesin hüküm bulunduğu kabul edilemez. (Üsküdar 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/164-392 sayılı direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca 1993/14-610-1992/151 sayılı karar ile benzer gerekçe gösterilerek direnme kararı bozulmuştur.)
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı HAZİNENİN temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine göre belirlenen 825.00.- TL. vekalet ücretinin davacı …’dan alınarak davalı HAZİNE’ye verilmesine 25/1/2010 günü oy birliği ile karar verildi.