YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/16914
KARAR NO : 2011/1103
KARAR TARİHİ : 14.02.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumunun düzeltilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı idare vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İlçesi … Köyü 1336 ada 14 parsel sayılı taşınmaz, 3402 Sayılı Yasaya 5831 Sayılı Yasayla eklenen ek 4 maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmalarında bahçe niteliğiyle, beyanlar hanesinde Rahmi oğlu …’un kullanımında olduğu belirtilerek hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, 30.06.2010 tarihli dilekçesi ile tespit tutanağının beyanlar hanesindeki baba ismi olarak yazılan “…” adının “…” olarak düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinin “… oğlu …” olarak düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazda bulunan kullanım durumunun düzeltilmesine ilişkindir.
Kural olarak kadastro davaları lehine tespit ya da kadastro komisyonlarınca adlarına tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişilere karşı açılır. Dava, tutanağın beyanlar hanesinde adına zilyetlik şerhi verilen kişi tarafından baba adının düzeltilmesi talebi ile açılan kullanım kadastro tespitine itiraz davası niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin tespit maliki olan hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; davacı, dava dilekçesinde kadastro genel müdürlüğünü göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin kadastro genel müdürlüğü değil Hazine olduğu belirgin olup yargılama sırasında kadastro genel müdürlüğü Hazine vekili tarafından temsil edilmiş bulunmaktadır ve ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunduğundan bu durumun mahkemece resen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasma yönlendirilmesi için davacı yana olanak sağlanması gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı).
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 14/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.