Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10724 E. 2010/14203 K. 22.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10724
KARAR NO : 2010/14203
KARAR TARİHİ : 22.11.2010

MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili, dahili davacı … Yönetimi vekili ve davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/02/2009 gün ve 2009/1100- 3005 sayılı bozma kararında özetle; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki : Orman bilirkişi tarafından düzenlenen 27.6.2007 tarihli rapor ile iade kararı üzerine orman bilirkişi ve fenni bilirkişi tarafından düzenlenen 06.01.2009 tarihli ek rapor birbiri ile çelişkili olup, bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı gibi dairede 26.01.2009 tarihinde temyiz incelemesi yapılan Mahkemenin 2006/388 esasında kayıtlı 104 ada 4 ve 10 parsellere ilişkin dosyada bulunan ve aynı bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda, davalı taşınmazlar farklı yerlerde gösterildiğinden birbiri ile çelişkili olup inandırıcılıktan uzaktır. Ayrıca kadastro tutanaklarında taşınmazların yüzölçümleri belirtilmediği halde kararda hangi yüzölçümü ile tescil edileceği gösterilmeden “tespit gibi tescile” şeklinde karar verilmesi de doğru değildir. Dava dosyası içinde yer alan mahkemenin 2006/5 esas sayılı dosyasında davacı .tarafından … köyü 104 ada 1 ve 105 ada 1 numaralı orman parselleri içinde kalan yerlere ilişkin olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği ve hükmün onanarak kesinleştiği; yine mahkemenin 2005/7 esas sayılı dava dosyası ile davacı. tarafından 104 ada 1 numaralı orman parseli içinde kalan bir kısım yere ilişkin olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava açıldığı, mahkemece davanın reddine karar verildiği ve hükmün onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2005/7 ve 2006/5 esas sayılı dava dosyalarında 104 ada 1 ve 105 ada 1 numaralı orman parsellerine yönelik dava açıldığı ancak 104 ada 1 numaralı orman parseli davalı olduğundan bu parsele komşu olan parsellere yönelik dava olmadığı halde, komşu taşınmazların yüzölçümü haneleri boş bırakılarak sınırlandırıldığı, temyize konu dosya ile davalı olan, .köyü 104 ada 2, 3 ve 5 parsel sayılı taşınmazların da mahkemenin 2005/7 ve 2006/5 esas sayılı dava dosyaları ile ilişkisi bulunmadığı halde yanlış yorum ile kadastro komisyonu tarafından yüzölçümü haneleri boş bırakılarak kadastro mahkemesinin 2005/7 ve 2006/5 esas sayılı dosyaları ile itirazlı olduğu kabul edilerek sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi ve bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazın komşularına ait kesinleşme şerhli kadastro tutanakları ve dayanakları da getirtilerek keşifte uygulanmalı; çekişmeli taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2. maddeleri karşısındaki durumu araştırılmalıdır.Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma (Medeni Yasanın 713. maddesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki koşulların araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte 1980 lı yıllara ait … fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda … alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip çekişmeli taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulü ile 104 ada 3 parselin tamamı ile 104 ada 5 parselin (A) ile gösterilen 1392.99 m2’lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına, 104 ada 5 parselin (B) ile gösterilen 1076.02 m2’lik kısmı ile 104 ada 2 parselin tespit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili ve dahili davacı … Yönetimi vekili ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince orman sınırlandırılması yapılmış ve çekişmeli taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmıştır.Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 22/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.