YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7690
KARAR NO : 2010/11363
KARAR TARİHİ : 29.09.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan Tufan ve … ile müdahil Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 147 ada 3, 190 ada 43 parsel sayılı sırasıyla 7516 m2 ve 17067 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı gerçek kişiler, taşınmazda kendilerine ait pay olduğu, müdahil Orman Yönetimi ise 147 ada 3 parselin orman iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece Orman Yönetiminin davasının reddine, gerçek kişilerin davasının kısmen kabulüne ve dava konusu taşınmazların hüküm fıkrasında gösterilen paylar oranında davacı ve davalılar adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalılardan Tufan ve … ile müdahil Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
1) Orman Yönetiminin temyiz itirazları bakımından; yönetimin davasının 147 ada 3 parsele yönelik olduğu, bu taşınmaz hakkında eski tarihli resmi belgelerin uygulanmasına dayalı araştırma inceleme sonucu, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, 190 ada 43 parsel hakkında orman savıyla açılan bir dava bulunmadığından bu taşınmaz hakkında orman araştırması yapılmadığına göre Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı ve davalı gerçek kişilerin temyiz itirazları bakımından; Mahkemece yapılan araştırma uygulama hükme yeterli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların davacıların murisi olan … …’ndan Çocukları … ve …’e kaldığı, davacıların da …’nin mirasçıları olduğu, mahkemece 01.03.1974 tarihli … oğlu … hisselerinin davacı …’e satışını düzenleyen ve 190 ada 43 parsele ilişkin olduğu bildirilen senetle, 07.06.1966 tarihli 143 ada 3 parsele ilişkin ,yine … oğlu … ile davacılar … ve … arasında düzenlenen senetlere üstünlük tanımak suretiyle hüküm kurduğu, yine … ile …, … ve … arasında düzenlenen 19.07.1974 tarihli senedin yeni tarihli olması nedeniyle dikkate almadığı anlaşılmaktadır.
3402 Sayılı Yasaya göre mirasçılar arasında pay devri mümkün olmakla birlikte, satın almaya dayanan taraf bunun varlığını, tarihini, kadastro kanununun bölgede uygulandığı tarihe kadar anlaşmanın bozulmadığını ispatlamakla yükümlüdür. 3402 Sayılı Yasanın 15. maddesine göre harici satış ve paylaşım belgelerle, bilirkişi ve tanık sözleriyle ispatlanabilir. Ancak, mahkemece bilgisine başvurulan kişiler hisse devri konusunda net bir bilgi
verememişler, sözü edilen senetler konusunda taraflar arasında anlaşmazlık çıktığını ve kadastro çalışmaları sırasında senet aslı ibraz edilemediği için uygulanamadığını belirtmişlerdir. Davalılar ise 19.07.1974 tarihli senedin sahte olduğunu ileri sürmüşlerdir. Mahkemece, uyuşmazlık konusu senet asıllarının nerede olduğu araştırılmamış, senet asılları getirtilip uygulanmadan ve tüm senet tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeden karar verilmiş, bunun yanısıra … …’nun tüm mirasçılarını gösteren veraset ilamı getirtilmemiş, davalılarla davacılar arasında mirasçılık bağı bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır.
O halde, mahkemece öncelikle uyuşmazlık konusu senet asıllarının kimde olduğu araştırılarak dosyaya getirtilmeli, senet asılları taşınmazların başında uygulanmalı, hayatta olan senet tanıkları dinlenmeli, mirasçılar arasında pay devrinin geçerli olduğu ve tapusuz taşınmazlar menkul hükmünde olduğu için zilyetliğin devrinin yeterli olduğu başka bir şekil şartının aranmayacağı gözönünde bulundurularak taşınmazlarda kimin ya da kimlerin zilyet olduğu araştırılmalı, ancak miras şirketine dahil olmayan kişilere yapılan satışların geçersiz olacağı düşünülmeli,bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmelidir
Kabule göre de; 190 ada 43 parselde toplam 90 hisse olduğu kabul edildiği halde, hüküm yerinde 105 hisse üzerinden pay hesabı yapılması da isabetsizdir.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 29/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.