YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/892
KARAR NO : 2011/1651
KARAR TARİHİ : 24.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma geldiği iddiasına dayalı uğradığı maddi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı şirkete yönelik davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının Türkiye İş Kurumu aracılığı “İsrail’de Çalışacak Türk İşçileri İle Yabancı İşveren Arasında Geçerli Bireysel İş Sözleşmesi” başlıklı 26.6.2003 tarihli sözleşmeyi işveren vekili olan …. ile birlikte imzaladığı, ancak sözleşmenin altında davalı şirketin kaşesinin bulunduğu, Türkiye İş Kurumunun 24.6.2008 tarihli yazısında sözleşmenin “… İnternational Construction Ltd.” Şirketi ile imzalandığının bildirildiği, bu şirketin 27.3.1996 tarihinde İsrailde kurulduğu, sözleşme süresinin 26.6.2003-26.6.2004 dönemi için yapıldığı, davacıya ücret ödemelerinin dava dışı yabancı şirket tarafından Halk Bankası aracılığıyla yapıldığı, davacının İsrail’de çalışırken 29.4.2006 tarihinden geçirdiği iş kazası sonucu cismani zarara uğrayarak sürekli iş göremez duruma geldiğini ileri sürdüğü, SGK Başkanlığınca olayla ilgili bir kaydın bulunmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Davanın hasımda değil, hasmın temsilcisinde yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten red edilmeyip, gerçek temsilciye yöneltilmesi gerekitği, Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
Davacıya ücret ödemesi yapan dava dışı İsrail Şirketi ile davalı şirketin ünvanları “…” sözcüğü ile başlamakta olup, Türkiye İş Kurumu aracılığı ile yapılan sözleşmede; sözleşmenin “yabancı işveren” ile yapıldığı yazılı ise de sözleşmenin imza kısmında davalı şirketin kaşesinin bulunması bu iki şirketin birbiri ile ilgili olduğu izlenimi uyandırmaktadır.
Yapılacak iş; öncelikle Türkiye İş Kurumuna sözleşmenin fotokopisi gönderilerek sözleşmenin yabancı şirketle yapıldığı yazılı olduğu halde sözleşmenin imza kısmında neden davalı şirketin kaşesinin bulunduğunu sormak, işveren vekili olarak sözleşmeyi imzalayan …’ın sözleşmede yazılı adresinden davetiye ile çağrılarak bu kaşenin sözleşmede neden yer aldığı, iki şirket arasında organik bağ bulunup bulunmadığı, kendisinin bu iki şirket ile ne ilgisinin bulunduğu konusunda tanık olarak beyanına başvurmak, Ankara 6. İş Mahkemesinin 2006/697 Esas, Ankara 15. İş Mahkemesinin 2006/655 Esas nolu dosyaları getirtmek, Ticaret Sicil Memurluğundan davalı şirketin sözleşmenin yapıldığı tarihteki ortaklarının ad ve adreslerini, Dışişleri Bakanlığı kanalı ile İsrail Büyükelçiliğine müzekkere yazılarak dava dışı yabancı şirketin ortaklarının adlarını sormak, iki şirket arasında hukuki ve fiili irtibat bulunup bulunmadığını belirlemek, davalı şirketin işveren olduğunun belirlenmesi halinde olay tarihinde yürülükte bulunan 506 sayılı Yasanın ve 86. maddesini gözeterek meydana gelen iş kazası ile ilgili İsrail’de bulunan adli belgeler ile hastane kayıtlarını getirtmek, tarafların bildireceği delilleri toplayıp çıkacak sonuca göre bir karar vermek, davalı şirketin işveren olmadığının ancak dava dışı yabancı şirket ile aralarında hukuki ve fiili bir irtibat bulunduğunun anlaşılması halinde ise hasmın temsilcisinde hata yapıldığı gözetilerek davacıya dava dilekçesindeki davalı adını düzeltmesi dava dilekçesi ve düzeltme dilekçesini Tebligat Kanununun ve Tüzüğünün ilgili maddeleri gözetilerek dava dışı yabancı şirkete tebliğe çıkarmak üzere önel vermek, taraf teşkili sağlandıktan sonra taraflar arasında Türkiye İş Kurumu aracılığıyla imzalanan bireysel iş sözleşmesi ve 5718 sayılı Türk Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun ilgili maddeleri bir arada değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 24.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.