YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12122
KARAR NO : 2012/17255
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
Davacı, … … vek.Av…. ile davalılar 1-… … vek.Av…. ve 2-… Şti vek.Av…. aralarındaki alacak davası hakkında Yalova İş Mahkemesince verilen 15/12/2010 gün ve 2009/36-2010/345 sayılı kararın süreden reddine ilişkin Dairemizin 02/04/2012 gün ve 2011/2545-2012/4987 sayılı ilamına karşı davalı Kurum vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme/maddi hatanın düzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi.Gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
1-İş mahkemelerinden verilen kararlar ve buna bağlı Yargıtay ilamına karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay onama ve bozma kararlarında maddi yanılgı bulunması halinde usuli kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, giderek maddi yanılgının düzeltilmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş içtihatlarındandır.
Gerçekten, davalı … ve davalı ….Ltd.Şti vekilinin yüzüne karşı verilen, mahkemenin 15.12.2010 tarihli kararı, davalı … vekili tarafından 16.12.2010 ve davalı ….Ltd.Şti vekili tarafından 21.12.2010 tarihinde, süresinde temyiz edildiği halde, Dairemizin 02.04.2012 tarihli kararıyla, maddi hata sonucu anılan davalıların temyiz taleplerinin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hal böyle olunca davalıların maddi hatanın düzeltilmesi istemi kabul edilmeli ve Dairemizin red kararı kaldırılarak, temyiz itirazları incelenmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin 02.04.2012 günlü 2011/2545 Esas, 2012/4987 Karar sayılı red kararının kaldırılmasına, davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine;
2-Sigortalılığa ilişkin “hizmet tespiti” davaları, … hakkına ilişkin olarak ortaya çıkan davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa’nın 6. ve 79/10. (5510 sayılı Yasa açısından ise 86/9.) maddelerinden almaktadır. Sözü edilen 6.maddede, çalıştırılanların, işe alınmaları ile kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği belirtilmiştir. Anılan yasanın 79/10. maddesinde ise, sigortalıların, çalışmalarının tespiti ile ilgili dava açabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu bakımdan, hizmet tespitine ilişkin davalar… hakkı ve kamu düzeni ile ilgili olup, kişi iradesi belirleyici etkiye sahip değildir. İçerisinde bulunduğu yasal statünün belirlediği durum doğrudan dikkate alınır. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapma yetkisine sahiptir. Bu yetki kapsamında, gerektiğinde tanık ve diğer deliller yoluyla doğrudan gerçeği bulma yükümü bulunmaktadır.
İşçilik haklarına ilişkin davalar ise, 4857 sayılı yasadan kaynaklanmaktadır. Bu tür davalar, kişi iradesine önemli rol verilip, taraf anlaşmalarına geçerlilik tanınan, alacak ve tazminat türünde olan davalardır. Taraflar bu tür haklarından her zaman vazgeçebilir. Bu nedenle hakim, kendiliğinden araştırma yapmaz. Tarafların bildirdiği deliller dışında delil toplanması da olanaklı değildir. Kaldı ki, Kurumun bu davalarda davalı sıfatı da bulunmamaktadır.
Bu durumda, her iki dava türünün, taraflarının statüsü, hakimin delil araştırma bakımından kendiliğinden hareket etmesi, taraf iradelerine atfedilen rol, dava konusu edilen haktan vazgeçilip vazgeçilememesi gibi yönlerden yasal konumları birbirinden tamamen farklıdır. Her iki dava türünün birlikte görülmesi durumunda; davanın birinde birkısım delillerin kendiliğinden dikkate alınması, diğerinde alınmaması gerekecektir ki, aynı dava dosyasında birbiri ile çelişkili kararlar yer alabilecektir. Kaldı ki, işçilik haklarına ilişkin olarak Dairemiz kararları ile işçilik alacaklarına ilişkin davalar yönünden asıl görevli Yargıtay ilgili dairelerinin kararları arasında farklı uygulamalar ortaya çıkabilecektir.
Öte yandan, temyiz aşamasında inceleme mercileri farklı olan bu davaların birbirinden bağımsız sonuçlandırılmalarında, hukuki güvenlik ve istikrar bakımından da yarar vardır.. İşçilik haklarına ilişkin olarak kesinleşen hüküm, hizmet tespiti davasında sadece kuvvetli delil olarak değerlendirilmekte, davada taraf sıfatı bulunmayan… … yönünden bağlayıcı olmamaktadır.
Mahkemenin bu maddi ve hukuksal olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı, ayrı ayrı başvuru ve nisbi harca tabi olduğunu da gözardı ederek bir arada görmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; her iki davayı ayırmak ve eksik yargı harçlarını tamamlattıktan sonra yargılamayı birbirinden bağımsız olarak sonuçlandırmaktan ibarettir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,11.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.