YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3008
KARAR NO : 2010/6650
KARAR TARİHİ : 18.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, tapu kaydına dayanarak yörede 2006 tarihinde ilk kez yapılan ve 20.02.2007 ilan edilen orman kadastrosu sırasında … Köyü 165 parsel sayılı taşınmazın orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
İncelenen dosya kapsamına, toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın orman sınırı içine alınan bölümünün eski tarihli memleket haritası ve … fotoğraflarında orman sayılan alanda kaldığı belirlenerek yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulanması sonucu, orman sınırı içine alındığı ve yapılan işlemin yürürlükte bulunan Anayasa ve Yasalara uygun olduğu belirlenerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, orman kadastro tespitine itiraz davalarında mahkemece toplanan deliller karşısında davanın kabulü ya da reddi yolunda hüküm kurulmakla yetinilmesi gerektiği, tapu iptal ve tescil kararı verilemeyeceği, dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, davacının tescil isteği olmayıp adına kayıtlı olan parselin orman sınırı dışına çıkartılmasını istediği, orman kadastrosuna itiraz davasını inceleyen kadastro mahkemelerinin kesinleşen tapu kayıtlarını iptal etme görevi bulunmadığı, dava konusu parseli içine alan orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra Orman Yönetiminin genel mahkemelerde açacağı dava sonucu tapu kaydının iptaline karar verilebileceği gözönünde bulundurulmadan … şekilde hüküm kurulması isabetsiz ise de bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu nedenle, hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına ve H.Y.U.Y.’nın 438/son maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 18.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.