YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18736
KARAR NO : 2012/17203
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVALILAR :
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde Haziran 1980-Temmuz 1982 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işyerinde 1980 yılı Haziran ve 1982 tarihleri arasında sigortalı olarak çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihinin 1980 olduğunun tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece kısa kararda “Davacı taraf tarafından davalılar aleyhine açılan işçilik alacaklarına ilişkin davada yapılan yargılamaya, toplanan delillere, celp ve tetkik edilen kayıt ve belgelere, bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne”, denilmek suretiyle hüküm tesis edilmiş, gerekçeli kararda ise “Davacının, davalı işverenlik nezdinde hizmet akdine dayalı olarak, 30.06.1980-01.04.1981 tarihleri arasında 690 gün, günlük 180 TL, 01.04.1981- 01.02.1982 tarihleri arasında 300 gün, günlük 325 TL, 01.02.1982- 01.031982 tarihleri arasında 30 gün, günlük 350 TL, 01.03.1982- 30.06.1982 tarihleri arasında 300 gün, günlük 420 TL ücretle geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin sigortalı hizmetler olduğunun tespiti ile 506 sayılı yasanın 60/G maddesi uyarınca 01.05.1981 tarihinin sigortalılığa ve emekliliğe başlangıç teşkil ettiğinin tespitine”, denilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Hakimin son oturumda tutanağa yazdırıp tefhim ettiği karar, esas karar olup, sonradan yazılan gerekçeli kararın bu karara aykırı olmaması gerekir. Oysaki, 29.03.2010 günlü oturumda tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğu zaptın ve kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, konuyla ilgili 10.4.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bu aykırılığın giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gereği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.