YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4197
KARAR NO : 2011/5051
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 30.11.1999 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, birikmiş aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısme kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun tüm temyiz itirazlarını reddi gerekmiştir.
2-Davacının temyizine gelince ;
Dava, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı iken ölen eşinden dolayı 1.12.1999 tarihinden itibaren dul aylığına hak kazandığının tespiti ile ödenmeyen aylıkların ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile davacıya 1.10.2008 tarihinden itibaren dul aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davacının murisi Nusret Eskitütüncü İstanbul Terlikçiler Odasındaki 2.6.1975 tarihinde başlayan kaydına istinaden aynı tarih itibariyle Esnaf … sigortalısı olarak tescil edilmiş,murisin 10.10.1984 tarihinde Kuruma ibraz ettiği İB belgesi ile 1.1.979-31.8.1983 tarihleri arasında aralıklarla devam eden vergi kaydı 2.6.1975-31.8.1983 tarihleri arasında devam ettiği bildirilen oda kaydı dolayısıyla sigortalılığının sona erdirilmesini talep etmiş ancak murisin 12.11.1997 tarihinde ölümü ile davacının 30.11.1999 tarihli ölüm aylığı talebi üzerine davacı murisinin oda kaydının 2.6.1975-12.11.1997 tarihleri arasında, vergi kaydının ise 1.1.980-31.12.1980 tarihleri arasında devam ettiğinin davalı Kurumca tespiti üzerine davacı murisi 2.6.1975-20.4.1982 ve 22.3.1985-12.11.1997 tarihleri arasında toplam 19 yıl 6ay 8 gün sigortalı sayılarak murisin ölüm tarihi itibariyle 221.500.000 TL prim borcunun bulunduğu bildirilerek aylık talebi reddedilmiştir.Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğünün 28.11.2008 tarihli yazısında sigortalının vergi kayıtlarının Bayrampaşa Vergi Dairesinde 1.1.1980-31.12.1980 tarihleri arasında, Zeytinburnu Vergi dairesinde ise 10.6.1981-31.8.1983 tarihleri arasında devam ettiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık davacının 1479 sayılı Yasanın 41.maddesi uyarınca ölüm aylığına hak kazanıp kazanmadığı ve kazanma tarihinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı … Kanunu’nun ölüm aylığı şartlarını düzenleyen 41. maddesinde “üç tam yıl” sigortalılık koşulu, 04.10.2000 tarihli 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “beş tam yıl” olarak değiştirilmiş, anılan Kararname Anayasa Mahkemesi’nin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmü 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girdikten sonra, 24.07.2003 kabul tarihli 4956 sayılı Yasa, 02.08.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Anılan Yasa’nın 21. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerinde yazılı olan “üç tam yıl” ibareleri “beş tam yıl” olarak değiştirilmiş olup, Yasa’nın yürürlüğüne ilişkin 57. maddesinin (b) bendinde “yasanın diğer hükümlerinin 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği” açıkça hükme bağlanmıştır. 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesini değiştiren 21. maddesi 08.08.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek maddeler içinde yer almaktadır. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi’nin 24.06.2004 gün ve 2004/18-89 sayılı kararı ile ölüm aylığına hak kazanma şartını 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere “beş tam yıl” olarak düzenleyen 4956 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihine ilişkin 57. maddesinin (b) bendinin, 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin birinci fıkrasının, 4956 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değiştirilen (a) bendi yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş, iptal kararı Resmi Gazete’de yayımlandığı 23.11.2004 tarihinden başlayarak altı ay sonra 23.05.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal kararının yürürlüğe girmesinden sonra Yasa koyucu tarafından son olarak 02.07.2005 tarih ve 5389 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 4. maddesi ile 4956 sayılı Yasa’nın yürürlüğe ilişkin 57. maddesinin (a) bendine “1479 sayılı Kanunun 7. maddesinin, ikinci fıkrası, 19” ibaresinden sonra gelmek üzere “21”, ibaresi eklenmiş ve aynı Yasa’nın yürürlüğe dair 5. maddesinde, anılan 4. maddenin 02.08.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini düzenlenmiştir. Kural olarak yasalar, yürürlüğe girdikleri andan itibaren hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanır. Ne var ki, yasaların yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hüküm bulunması veya öğreti ile Yargıtay uygulamasında kabul edilmiş olan istisnalardan birinin varlığı halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni yasa uygulanmalıdır. Öte yandan, sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti kavramının temel unsurlarındandır. Sosyal güvenliğin varlık amacı, tehlikeye ve yoksulluğa düşen birey için asgari bir güvence sağlamaktır. Davaya konu uyuşmazlığın yasal dayanağını oluşturan düzenlemeler, sosyal güvenlik mevzuatı içinde yer aldıklarından, uyuşmazlığın çözümünde sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri de gözetilmelidir. Sosyal güvenlik alanında oluşturulacak tüm kuralların, özde sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olması zorunludur. Sosyal güvenliğin tanımlanan niteliği dikkate alındığında, “beş tam yıl” sigortalılık koşulu yönünden, 4956 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’nın 41. maddesindeki “üç tam yıl” ibareleri “beş tam yıl” olarak değiştirilmiş ve yürürlüğe ilişkin 57. maddesi ile bu hükmün 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği ve ayrıca 5389 sayılı Kanunun 4. maddesi ile 4956 sayılı Yasa’nın 57. maddesinin (a) bendine “21” ibaresinin eklenmesi ile “beş tam yıl” düzenlemesinin, 5389 sayılı Yasa’nın 4. maddesi ile 02.08.2003 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdiği açıktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.12.2008 gün ve E:2008/21-787, K:2008/786 sayılı kararı).
Somut olayda, davacı murisinin 12.11.1997 olan ölüm tarihi itibariyle ölüm aylığı bağlanabilmesi için “üç tam yıl” sigortalılık süresi şartı yürürlüktedir.
29.6.2009 havale tarihli Kurum yazısı ile davacı murisinin ,hak sahiplerinin talebi üzerine 95/11 nolu genelgesine göre işlem yapıldığında toplam 4 yıl 8 ay 4 günlük hizmetinin bulunduğu ve 30.6.2009 tarihi itibariyle 0.37 kuruş prim borcunun olduğu bildirilmiş davacı tarafından bu borç 19.6.2009 tarihi itibariyle 5.TL olarak yatırılmıştır.Ancak davacının ölüm aylığına hak kazanması için toplam 3 yıllık sigortalılık süresi yeterli olduğundan murisin ölüm ve davacının ölüm aylığı talebinde bulunduğu 24.11.1999 talep tarihi itibariyle “3tam yıl” sigortalılık süresine ilişkin prim borcu bulunmadığından, üç yılın üzerindeki sigortalılık süresine ilişkin prim borcunun her zaman tahsil edilmesi mümkün bulunduğundan ölüm aylığı koşulları oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ayrıca davacıya ölüm aylığı bağlanabilmesi için 4 yıl 8 ay 4 günlük sigortalılık süresine ilişkin prim borcunun tamamını ödemesi gerektiğinin kabulü durumunda dahi ödenmeyen prim borcu 0.37 kuruş olarak bildirilmiş olup bu miktar çok cüzi miktarda olduğundan bu nedenle ölüm aylığı bağlanmasına engel teşkil edecek bir prim borcunun bulunduğunu kabul etmenin M.K. 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil edeceğinden mahkemenin kabul şekli bakımından da verilen karar hatalı olmuştur.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 2.6.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.