Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10248 E. 2010/14141 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10248
KARAR NO : 2010/14141
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, Mudarlı Köyü 176 parsel sayılı 2912 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1944 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken daha sonra kısmen 2/B sahasında kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin (A) ile işaretli 484 m2 bölümünün tapu kaydının iptaline, 2/B niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda, dava konusu taşınmaz kısmen orman sınırları içinde bırakılmış, 2004 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında ise bu bölüm 2/B sınırları içinde gösterilmiş, 1973 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın bir bölümünün daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, çekişmeli taşınmazın A bölümünün yörede 1944 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, daha sonra 2004 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında , öncesinin orman olduğu gözönünde bulundurulmadan hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 İsviçre – M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının uygulanamayacağı ,koşulları varsa davalıların bu taşınmazı satın alırken ödediği satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendilerine satanlardan geri alabileceği gözönünde bulundurularak tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 11/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.