YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14744
KARAR NO : 2011/360
KARAR TARİHİ : 24.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, itirazın iptali ile takibin devamına, 36.350,00 TL faiz alacağının takip tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Sultan Namazcı tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava itirazın iptaliyle, takibin devamı takibe konu alacağın % 40’ından az olmamak üzere inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı Kurumun Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2009/47 Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu 13.01.2009 tarihli itirazın kısmen iptali ile takibin devamına ilişkin olarak verdiği karar yerinde ise de; alacak miktarı likid olmayıp Kurumca bilinmediği ve yargılamayı gerektirmekle, davacı-alacaklı yararına % 40 icra-inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken bu yönün gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı H.U.M.K’nun 438/7.maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1/c bendinin silinerek hükümden çıkarılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 24.01.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava; yargılama neticesi belirlenen manevi tazminat miktarlarına, olay tarihinden itibaren işleyen faiz alacağı için açılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ile inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, itirazın kısmen iptali ile inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin Ankara 15. İş Mahkemesinin 2006/132 Esas, 2008/141 Karar sayılı, 21.2.2008 günlü ilamında davacıların ayrı ayrı maddi ve manevi tazminatla birlikte faiz isteminde de bulundukları, yapılan yargılama neticesinde, sigortalının babası ve çocukları olan davacılar yönünden maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, fazla taleplerinin reddine, sigoralının eşi olan davacı yönünden ise, maddi tazminatın taleple bağlı kalınarak olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline, fazla istemin saklı tutulmasına, manevi tazminat isteminin kabulüne karar verildiği, bu kararın Dairemizin 22.9.2009 günlü ilamı ile eş yönünden belirlenen manevi tazminat miktarı düzeltilerek onandığı görülmüştür.
İlk davada, davacıların manevi tazminat yönünden de faiz istemleri bulunduğu halde, faize hükmedilmediği, aksine … dışındaki davacılar yönünden fazla istemlerin ret edildiği anlaşılmaktadır. Fazla istemin reddine dair karara davada talep edilen faiz alacağı da dahildir. Nitekim bu karar temyizi kabil bir karar olup, davacılar vekilince temyiz edilmemiştir. Artık bu mahkeme ilamında kesinleşen hususların tekrar ilamsız takip yoluyla istenmesi olanaklı değildir.
Kesin hüküm HUMK’nun 237. maddesinde düzenlenmiştir. Bir davada kesin hükmün varlığı yargılamayı önleyen dava şartlarındandır. Mahkemece yargılamanın her hal ve aşamasında resen araştırılacak hususlardandır. Davacıların tazminat istemleri hakkında açtıkları ilk davada mahkemenin “fazla taleplerinin reddine” şeklindeki kararı faiz talebini de içerdiğinden ve anılan karar keisnleştiğinden takibe yapılan itiraz haklıdır. Ayrıca mahkemenin kabulüne göre de ; Sayın çoğunluğun belirttiği gibi alacak likit olmadığından inkar tazminatına hükmedilmesi doğru değildir.
Açıklandığı üzere: davalının takibe haklı itirazları nedeniyle davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın bozulması gerektiğinden, Sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.