Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10834 E. 2010/14151 K. 11.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10834
KARAR NO : 2010/14151
KARAR TARİHİ : 11.11.2010

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, . Köyü 2310 parsel sayılı 4140 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 2000 yılında yapılan ve kesinleşen 2/B madde uygulaması sahası içinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, keşif yapılmaksızın davanın 5841 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.Dava, 2/B madde uygulamasına dayalı tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu 2000 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması ile 1973 yılında yapılan arazi kadastro çalışması vardır. Mahkemece, herhangi bir keşif ve uygulama yapılmadan ve çekişmeli taşınmazın 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre orman sınırları içinde ya da dışında olup olmadığı yine 2000 yılında yapılarak itirazsız kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sırasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup olmadığı da belirlenmeden on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.O halde, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu Hatipler Köyünde, 3116 Sayılı Yasaya göre, 1944 yılında yapılan orman kadastrosu ile 2000 yılında kesinleşen 2/B uygulamasına ait orman kadastro haritası ve tutanakları ile 1973 yılında yapılan genel arazi kadastro paftaları ilgili yerlerden istenip dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla taşınmaz başında keşif yapılarak, orman kadastrosuna ve 2/B madde uygulamalarına ait orman kadastro harita ve tutanakları ile 1973 yılında yapılan genel arazi kadastro paftası bilirkişiler aracılıyla yöntemince ayrı ayrı yerine uygulanmalı, bu haritaların ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de orman kadastro haritaları ölçeğine çevrilip herbir uygulama kroki üzerinde ayrı renklerle gösterilmek suretiyle birbiri üzerine çakıştırılarak aplike edilmeli, çekişmeli taşınmazın konumunu gösterir şekilde orman kadastro hattı ile irtibatlı kroki çizdirilerek keşfin izlenip denetlenmesi olanağı sağlanmalıdır.
1) Bu şekilde yapılacak uygulama sonucu bilirkişiler tarafından düzenlenecek rapor ve krokide, çekişmeli taşınmazın yörede 1944 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, daha sonra 2000 yılında yapılan 2/B madde uygulamalarına konu edildiğinin anlaşılması halinde, 1973 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında hata ile ikinci kere kadastrosu yapılıp yolsuz olarak sicil oluşturulduğu, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y.nın 934.- İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931- İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının uygulanamayacağı ,koşulları varsa davalıların bu taşınmazı satın alırken ödediği satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre taşınmazı kendilerine satanlardan geri alabileceği gözönünde bulundurularak tapu kaydının iptali ile 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 11/4. maddesi gereğince hali hazır niteliği ile kaydında “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer” belirtmesi de yapılarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmeli,
2) Yapılan uygulamada çekişmeli parselin orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasısınırları dışında kaldığının belirlenmesi halinde şimdi olduğu gibi davanın reddine karar verilmelidir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.