Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/15082 E. 2011/521 K. 27.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15082
KARAR NO : 2011/521
KARAR TARİHİ : 27.01.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murusinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı işverenin temyzine gelince;
Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kalulüne karar verilmir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacılar murisinin 3.2.2005 tarihinde gerçekleşen trafik işkazası sonucu 27 yaşında iken bekar olarak öldüğü, 25.7.2006 tarihli SSK müfettiş raporu ile olayın iş kazası olarak kabul edildiği,3.2.2005 tarihli trafik tespit tutanağında kaza olayında Kara Yolları Trafik Kanuna göre sürücü sigortalı Halil Boğa %50 ve kazaya karışan diğer araç sürücüsü Hüseyin Yurtseven %50 oranında kusurlu olduğu, 25.8.2008 tarihli kusur raporunda da sigortalı işci Halil Boğa’nın aşırı süratle seyrederek orta miğfer çizgisi üzerinde karşı yönden gelen araçla kafa kafaya çarpışarak kendisinin ve karşı yönden gelen araç sürücüsü Hüseyin Yurtseven’ninde ölümüne neden olduğu olay sebebiyle her iki araç sürücüsününde eşit oranda %50 ,%50 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir.Alınan kusur raporunda davalı işverenin iş kazasının oluşumunda kusuru bulunup bulunmadığına ilişkin bir incelemenin yapılmadığı görülmüştür.
Olay iş kazası olup, iş hukuku ve sosyal güvenlik ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır. İşverenin iş kazası sonucu meydana gelen zarar nedeniyle hukuki sorumluluğu yasa ve içtihatlarla belirlenmiş olan ayrık haller dışında ilke olarak iş aktinden doğan işçiyi gözetme(koruma) borcuna aykırılıktan kaynaklanan kusura dayalı sorumluluktur. İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.
Oysa hükme dayanak alınan kusur raporunun İş Kanununun 77. maddesinin öngördüğü koşulları içermediği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre inceleme yapılarak kusurun aidiyet oranının belirlendiği görülmektedir. Hal böyle olunca kusur raporunun hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yapılacak iş; trafik iş güvenliği ve ilgili iş kolunda iş güvenliği uzmanı olan bilirkişilere konuyu yerinden yapılan işin niteliğine göre İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde inceleterek, düzenlenecek raporu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirmek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemenin kabul şekli bakımından da zararlandırıcı olayın sigortalının %50, dava dışı 3. Kişinin %50 oranında kusuru ile gerçekleştiği, nedensellik bağı kesildiği halde davalı işverenin iş kazası sonucu davacıların uğradıkları zarardan sorumlu tutulmuş olması hatalı olmuştur.
Öte yandan ;zabıta araştırmasına göre baba …’nın SSK emekli aylığı aldığı anne … için iş kazası nedeniyle gelir bağlanması için Kuruma yapılan başvuru üzerine Kurumca yapılan inceleme sonucu anneye 4.2.2005 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlandığı davacı baba yönünden ise bu yönde bir tespitin yapılmadığı görülmüştür.
Davanın yasal dayanağını oluşturan olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 24 maddesinde, sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının % 70 ‘inden aşağı ise artanı, eşit hisseler halinde Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana ve babasına gelir olarak verileceği, ancak, bunların her birinin hissesi sigortalının yıllık kazancının % 70 inin dörtte birini geçemeyeceği bildirilmiştir.
06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Yasa’nın 35. maddesi ile 506 sayılı Yasa’nın 24. maddesindeki “geçimi sigortalı tarafından sağlandığı belgelenen” ibarelerinin değiştirilip yerine” Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak üzere bunlardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan” ibareleri getirilmiştir.
Somut olayda, davacı babanın zabıta araştırmasına göre SSK ‘dan yaşlılık aylığı aldığı bildirilmiş olup Kurum kayıtları ile bu hususun tespiti halinde iş kazası sonucu ölen oğlundan dolayı iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri alması ve dolayısıyla destekten yoksun kalması söz konusu olmayacaktır.Bu durumda davacı baba …’ya Kurum tarafından iş kazası sigorta kolundan ölüm  geliri bağlanmamasının nedenleri üzerinde durularak ;davacının Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olarak çalışıp çalışmadığı ve 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylıklar hariç her ne ad altında olursa olsun gelir ve aylık alıp almadığı belirlenmeli, Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olarak çalıştığının ve bunlardan gelir ve aylık aldığının tespiti halinde bu davacının maddi tazminat talebi reddolunmalı, çalışmadığının ve gelir almadığının tespiti halinde ise davacı babaya Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatta bulunmak gelir bağlanma taleplerinin reddi halinde giderek SGK. Başkanlığını hasım göstererek iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti” dava açmak üzere önel vermek, o davayı bu dava için bekletici mesele saymak ve sonucuna göre karar vermek gerekirken davacı baba yararına maddi tazminata hükmedilmiş olması da doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden davalı işverenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine,
27.1.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.