Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4892 E. 2011/6362 K. 18.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4892
KARAR NO : 2011/6362
KARAR TARİHİ : 18.07.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 1.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına ve aylığın başlangıcından itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Davacı, üç defa doğum yaptığını ve çocuklarının hayatta olduğunu, 10.06.1986 tarihinde yaptığı doğum için yaptığı borçlanmanın geçerli olduğunu ileri sürerek, 01/12/2008 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti ile hakedilen aylıkların hakediş tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece , davanın kabulü ile, davacıya 01/12/2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasına, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline, aylıkların 01/12/2008 tarihinden itibaren ödenmesi gereken her ay itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacının 10.06.1986 tarihinde yaptığı doğum nedeniyle 20 aylık süreyi 17.10.2008 tarihinde borçlanma talebinde bulunduğu,Kurumca bonçlanma şartları oluşmadığından talebinin reddedildiği,davacının 20 ay karşılığı 4.100.00 T’L nı 30.10.2008 tarihinde ödediği, 10.06.1986 tarihinde doğum yaptığı, 02.01.1988 ve 08.03.1993 tarihlerinde de iki doğum daha yaptığı, çocuklarının üçününde sağ olduğu,doğumdan sonraki 10.06.1986-25.11.1988 tarihleri arasında çalışmasının olmadığı,sigortalılık başlangıç tarihinin 25.11.1988 tarihi olduğu, SGK hizmet cetveline göre, 20.06.1995-30.06.1995 arası 10 gün, 15.05.2001,30.11.2001 arası 196 gün, 01.02.2007-16.10.2007, 17.10.2007-30.10.2008 arası 631 gün olmak üzere toplam 837 gün zorunlu , 01.08.1995-30.06.1997 arası ve 01.12.2001-01.12.2003 arası isteğe bağlı 1350 gün olmak üzere toplam 2187 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının bulunduğu, 25/11/1988 tarihinde 0443736812 … nosu ile 1. basamaktan 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu,,25/11/1988-29/11/1991 tarihleri arasında zorunlu, 30/06/1997-30/11/1997, 01/11/2003-31/12/2006 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olmak üzere toplam 6 yıl 7 ay 4 gün(2374 gün) 1479 sayılı Yasa’ya tabi … hizmetinin olduğu, 28.11.2008 ve 30.10.2008 tarihlerinde tahsis talebinde bulunduğu, 01.07.1963 doğumlu, olup tahsis talep tarihinde 45 yaşında olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Yasa’nın 41. Maddesinde, “Ücretsiz doğum ya da analık izni süreleri ile 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalı kadının, iki defaya mahsus olmak üzere doğum tarihinden sonra iki yıllık süreyi geçmemek kaydıyla hizmet akdine istinaden işyerinde çalışmaması ve çocuğunun yaşaması şartıyla talepte bulunulan süreleri, kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32’si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır.
Bir ay içinde ödenmeyen borçlanmalar için ise yeni başvuru şartı aranır. Primi ödenmeyen borçlanma süreleri hizmetten sayılmaz. Borçlanma sürelerinin ne şekilde belgeleneceğini belirlemeye Kurum yetkilidir.Bu Kanuna göre tespit edilen sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler için borçlandırılma halinde, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlandırılan gün sayısı kadar geriye götürülür. Sigortalılık borçlanması ile aylık bağlanmasına hak kazanılması durumunda, ilgililere borcun ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren aylık bağlanır.
Borçlanılan süreler, uzun vadeli sigorta ve genel sağlık sigortası bakımından;
a) Birinci fıkranın (a), (b), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentleri gereği borçlananlar, borçlandığı tarihteki 4 üncü maddenin birinci fıkrasının ilgili bendine göre,
b) Birinci fıkranın (c) ve (ı) bentleri gereği borçlananlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendine göre sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki sürelere ait borçlanmalarda; borçlanılan prime esas gün sayısı borçlanılan ilgili aylara mal edilir. Seçilen prime esas kazanç, borcun ödendiği tarihteki prime esas asgarî kazanca oranlanarak, söz konusu oran ilgili ayın prime esas asgarî kazancı ile çarpılır. Bulunan tutar, ilgili ayın prime esas kazancı kabul edilir. Ancak hesaplanan prime esas kazanç hiçbir suretle o ayın prime esas azamî kazancını geçemez.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacının borçlanma konusu yaptığı doğumun 10.06.1986 tarihinde gerçekleştiği, ilk sigortalılık başlangıç tarihinin ise 25.11.1988 tarihi olduğu, 5510 sayılı Yasanın 41. Maddesindeki doğum borçlanması ile ilgili hükümlerden yararlanmak için Yasada geçen “sigortalı kadın” ibaresinden , sigortalının doğumdan önceki bir tarihte Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında sigortalı olmasının, ücretsiz doğum ya da analık izni sürelerini kullanabilecek nitelikte sigortalı olması gerektiğinin kabul edilmesi gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca, davacının sigortalılık başlangıç tarihi, doğumdan sonraki bir tarih olduğundan davacının doğum borçlanmasını geçerli saymayan Kurum işlemi doğrudur. Yargıtay HGK’nun 18.05.2011 günlü, 2011/10-311 E., 2011/322 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş, davacının doğum borçlanmasına yönelik yaptığı talebini reddeden Kurum işleminin doğru olduğunu kabul ederek, aksi yöndeki davacı talebini reddetmek ve yaşlılık aylığı şartlarını oluşan bu duruma göre değerlendirerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece açıklanan doğrultuda işlem yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde,davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,18.07.2011, gününde oybirliğiyle karar verildi.