Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/4784 E. 2010/6653 K. 18.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4784
KARAR NO : 2010/6653
KARAR TARİHİ : 18.05.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 157 parsel sayılı 3897.50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile aynı köy 101 ada 334 parsel sayılı 5475.85 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Bulanıkdere Devlet Ormanı olarak Hazine adına tesbit edilmiş; davacı … 101 ada 157 parselin, … ise 101 ada 334 parselin kendisine ait tarım alanı olduğu iddiasıyla ayrı ayrı davalar açmışlar, mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu 101 ada 334 parselin davacı … ve paydaşları; 101 ada 157 parselin ise davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davalılar Orman Yönetimi ve Hazinenin temyizi üzerine kararlar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23/10/2007 tarih, 2007/11791- 12701 ve aynı tarih 2007/ 11790- 12702 Sayılı kararları ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamlarında “Birbirlerine komşu ve aralarında bağlantı bulunan … Köyü 101 ada 334 parsel ve 101 ada 157 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili mahkemenin 2006/7 – 48 ve 2006/11 – 49 sayılı (Dairenin 2007/11790 – 2007/11791) dava dosyalarının Dairemizde aynı gün incelemesinin yapıldığı,
Mahkemenin 2006/7 esas sayılı dava dosyasında; davacı …’un, husumet yöneltmeksizin kendisine ait tarlanın ormana yazıldığını ileri sürerek, 101 ada 157 parsel sayılı Bulanıkdere Devlet Ormanı’nın tespitine itiraz ettiği, mahkemece, Hazine ve tesbit tutanağının edinme sebebi kısmında ismi geçen …’ın davaya dahil edildiği, bilirkişi heyeti ile birlikte yapılan keşifte davacının davaya konu ettiği yerin 101 ada 157 parsel sayılı Bulanıkdere Devlet Ormanı değil, 101 ada 334 parsel sayılı Bulanıkdere Devlet Ormanı olduğunu bildirmesi üzerine yargılamaya 101 ada 334 parsel yönünden devam edilerek araştırma yapıldığı,Mahkemenin 2006/11 esas sayılı dava dosyasında ise davacı …’ın, Orman Yönetimi ve Hazine’ye karşı husumet yönelterek 101 ada 334 parsel sayılı Bulanıkdere Devlet Ormanının tesbitine itiraz ettiği; yapılan keşif sonucunda bu kişinin de 101 ada 334 değil 101 ada 157 parseli dava konusu ettiği anlaşılıp, bu dosyada da 101 ada 157 parsel yönünden yargılama yapıldığı,Bu haliyle her iki dosya davacısı … ve …’ın birbirlerinin açtıkları davaya katılmış sayılacağı, her bir dava sonucunda kurulan hükmün bir diğerini etkiler nitelikte olduğu, bu nedenle, öncelikle her iki dava dosyasının birleştirilerek görülmesinin, yargılamanın doğruluğu ve kolaylığı açısından zorunlu olduğu, her iki dava dosyasında da mahkemece, çekişmeli taşınmazların, yörede 1968 yılında seri bazında yapılıp kesinleşen OKS’ları dışında kaldığı, 4999 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra 3402 Sayılı Yasaya göre yapılan çalışmada bu yerlerin yeniden tesis edilen OKS’ları içine alınma işleminin yasal prosedüre uygun olmakla birlikte, öncesi itibariyle ve eylemli durumuna göre doğru olmadığı gerekçesine dayanılarak hüküm kurulduğu, ancak; karara dayanak alınan bilirkişi raporu ekindeki taşınmazların konum gösteriminin kanı uyandırmadığı,
Bilirkişi tarafından 1968 orman kadastrosu ve 3402 Sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde haritaları ile tapulama paftası ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek değişik açı ve uzaklıklarda en az 5 ya da 6 … noktası görünecek biçimde dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazların orman kadastrosu ve aplikasyon hattına göre konumu orman kadastro haritasındaki sınır noktaları ile aplikasyon haritasındaki sınır noktaları kadastro paftası üzerinde farklı renkte kalemlerle çizilmek suretiyle gösterilmediğinden taşınmazların orman kadastrosu ve aplikasyona göre durumu anlaşılamadığı gibi, keşif sırasında uygulandığı bildirilen orjinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftasının ölçeğine, kadastro paftasının ölçeği de memleket haritasının ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita çekişmeli yerlerle birlikte komşu parselleri de gösterecek biçimde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumu bu haritalar üzerinde gösterilmediğinden öncesinin ne olduğunun da anlaşılamadığı, bilirkişi raporlarının bu yönüyle eksik olup Yargıtay denetimine olanak sağlamadığı, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının tümü getirtilip keşifte uygulanarak varsa kayıtların çekişmeli parseller yönünü ne olarak okundukları üzerinde durulmadığı gibi, davacı gerçek kişiler kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandıklarına göre, bu iddialarını tanıkla kanıtlamaları gerektiği halde zilyetlik tanığı dinlenmemesi, … tarafından açılan davada tarım uzmanı bilirkişinin bilgisine başvurularak rapor alınmamasının da doğru olmadığı açıklandıktan sonra; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek iki mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde … “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, … fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde … esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılması, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda … mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktasının bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumunun genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağının sağlanması, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda … Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde … tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceğinin düşünülmesi, ayrıca komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafı ve varsa amenajman planının ilgili yerlerden getirtilerek, yukarıda (b) bendinde açıklanan yöntemle uygulanması, taşınmazların eylemli durumu, … yapısı, bitki örtüsü orman bilirkişi ve tarım uzmanı bilirkişi eliyle incelenip bilimsel verileri olan yeterli raporların alınması, öncesi ve eylemli durumu itibariyle orman olmadıkları mahkemece kabul edilen bu yerlerin, yörede 2005 yılında 4999 Sayılı Yasa hükümlerini nazara alınmak suretiyle çalışma yapan 160 Nolu Orman Kadastro Komisyonunca hangi nedenle orman olarak
sınırlandırılmış olabileceği üzerinde durulması, yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, bu cümleden olarak, yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınması; komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilip uygulanması; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdiklerinin araştırılması; varsa, zilyetlik tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı … Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması “ gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak anlan dava dosyaları birleştirilmiş, yapılan yargılama sonucunda davacıların davalarının kabulü ile … Köyü 101 ada 334 sayılı parselin davacı …, 101 ada 157 sayılı parselin davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Bu karar davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 04.04.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp temyize konu dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
1) Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, Orman Yönetimi ve Hazinenin çekişmeli 101 ada 334 sayılı parsele yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2) Orman Yönetimi ve Hazinenin 101 ada 157 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; bu taşınmaz üç yönden kesinleşen 101 ada 346 parsel sayılı Bulanıkdere Devlet Ormanı, bir yönden ise 101 ada 332 sayılı parselle çevrilidir. 332 parsel Tikveşli Tarım İşletmeleri A.Ş. adına tapu kaydına dayanılarak tespit görüp kesinleşmiştir. Tespitinde esas alınan tapu kaydı 1378 m2 yüz ölçümüne sahip olup bu yer 1399 m2 miktarındadır ve kayıt miktarından fazla miktarda bir yer tescil edilmiş durumdadır. Çekişmeli taşınmaza sınır bulunan bu parsele ait tapu dört yönden orman okumaktadır. Değinilen yön nedeniyle tapu kaydının oluşum tarihi olan T. Evvel 900 tarihinde çekişmeli yerin orman olduğu anlaşıldığı gibi 6831 Sayılı Yasanın 17/ 2 maddesi gereğince orman içi açıklık niteliği de taşımaktadır.
6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmi Gazetede yayınlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü … ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve … muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek gerçek kişinin davasının reddi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının reddi ile, 101 ada 334 parselle ilgili hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile 101 ada 157 parselle ilgili hükmün BOZULMASINA 18/05/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.