YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1297
KARAR NO : 2010/3990
KARAR TARİHİ : 29.03.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.12.2004 gün ve 2004/4346-4847 sayılı bozma kararında özetle: (Uzman orman bilirkişi aracılığı ile tespit gününden önce kesinleşen orman kadastro haritası ile aplikasyon ve 2/B haritalarının yöntemince yerine uygulanması, komşu parsellere ilişkin tüm kadastro tespit tutanakları ile dayanak kayıtları getirtildikten sonra yerel bilirkişi ve … bilirkişi aracılığı ile yerine uygulanması ve ayrıca taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığını saptamak açısından resmi belgelere dayalı olarak bilimsel yolla inceleme ve arştırma yapılması, taşınmazın bu şekilde yapılacak araştırma da orman sayılan yerlerden olmadığının saptanması halinde de 3402 sayılı Yasnın 14. maddesinde belirtilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının davalılar yararına oluşup oluşmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi) gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu …köyü 745 parselin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine Vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 09.03.1938 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 Sayılı Yasaya göre 15.06.1981 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, yine 2896 Sayılı Yasaya göre 11.02. 1986 tarihinde ilan edilip kesinleşen 2/B uygulaması ile 3302 Sayılı Yasaya göre 27.04.1989 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Çekişmeli 745 sayılı parsel, komşu 741-742-743-744 nolu parsellerle birlikte …Köyünde 1959 yılında yapılan genel kadastroda paftasında Devlet Ormanı olduğu belirtilerek tesbit ve tescil harici bırakılmış, 1938 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun aplikasyonu 1989 yılında yapılarak orman alanları ile tarım parselleri arasında kalan tampon bölgede gösterilmesi üzerine Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Tasarruf Dairesi Başkanlığının 02.07.1996 gün ve 4 sayılı genelgesi hükümlerine göre 1998 yılında yapılan ek kadastroda belgesizden zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tespit tutanağı düzenlenmiştir.
-2-
2010/1297-3990
Dosya kapsamından, dava konusu 745 sayılı parselin bulunduğu …Köyünde 1959 yılında 5602 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tapulama çalışmalarında, çekişmeli taşınmaz ve etrafı paftasında “Devlet Ormanı” belirtmesi yapılmak suretiyle o tarihte yürürlükte olan 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece 1938 yılında yapılan orman kadastro haritası getirtilmemiş ve yerine uygulanmamış olmakla birlikte, yörede 1938 tahdidinden sonra 13/07/1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa gözetilerek başka bir orman kadastrosu yapılmamış, 1981 ve 1986 yıllarında yapılan aplikasyon 2 ve 2/B madde uygulama çalışmalarında, 1938 tarihli orman sınırlarında bir değişiklik yapılmamıştır. 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce
yapılan 1938 yılında yapılan orman kadastro belgelerinin uygulanması suretiyle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanması mümkün değildir. Çünkü, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasa ile hiç bir bildirime gerek kalmaksızın tüm ormanlar devletleştirildiğinden ve 1959 yılında yapılan kadastro çalışmalarında da çekişmeli taşınmazın niteliği komşu 741-742-743-744 nolu taşınmazlarla birlikte orman olarak belirlenip tapulama dışı bırakıldıklarından ve parsellerin eğimi ve halen büyük bölümü üzerinde bulunan eylemli orman örtüsü ve dosyada mevcut fotoğraflardan arazinin hiç kullanılmadığı ve keşif sırasında … sürüldüğü nazara alındığında taşınmazların öncesinin orman olduklarının kabulü zorunludur. Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2004 gün ve 2004/8-242-292 sayılı kararında kabul edildiği gibi, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun uygulanmaya başladığı tarihe kadar kadastrosu yapılacağı ilan edilen ve önceden sınırları belirlenen çalışma alanları içerisindeki ormanlar tesbit dışı bırakılmışlardır. Bir diğer anlatımla arazi kadastrosu ekipleri ormanların kadastrosunu yapmamış, ancak bölgede daha önce orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiş ise bu işleme ait kayıtların, birliğin tapu kütüğüne aktarılması ile yetinilmiştir. Bölgede orman tahdidinin yapılmadığı durumlarda ise; arazi kadastrosunun yapılacağı bölgedeki, orman alanlarının belirlenmesi Orman İdaresinden istenmiş, İdarenin 228 sayılı genelge hükümlerine göre orman sınırlarını belirlemesinden sonra arazi kadastro ekipleri bu sınırlamayı esas almak suretiyle kadastro çalışmalarını yürütmüşlerdir. Bu uygulama yukarıda da belirtildiği üzere 3402 Sayılı Kadastro Yasasının yürürlüğe girdiği tarihe kadar sürdürülmüş, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden sonra ise anılan Yasının 4. maddesi gereğince işlem yapılmıştır. Her olaya olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerinin uygulanması gerekir. Bu nedenle; somut olayın 5602 Sayılı Yasa hükümleri gereğince irdelemesi yapılıp uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi zorunludur. Arazinin konumu, davalı parsellerle orman arasında ayırıcı bir unsurun olmayışı ve arazi kadastrosunun yapıldığı yıllardaki kadastro ekiplerinin ormanlarla ilgili yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri nazara alındığında davaya konu taşınmazların yer aldığı arazi bölümünün de orman olarak tespit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu bulunmaktadır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar-ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacıya irsen intikal … 30-40 yıldır kullanıldığını ifade etmişler ise de; kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, zemine ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Davalılar herhangi bir mülkiyet belgesine de dayanmamış, 1994-1995 yılındaki harici satışa dayanmışlardır. Dava konusu 745 sayılı parselle hukuki durumu aynı olan …Köyü 732 – 733- 734 ve 735 sayılı parsellerin orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin kadastro mahkemesinin 01/10/2007 gün ve 2007/3 – 6
sayılı kararı 20. Hukuk Dairesinin 30/03/2009 gün ve 2008/17386- 5317 sayılı kararıyla yine aynı yer 390 sayılı parselin yine orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ilişkin kadastro 04/08/2007 gün 2007/4 – 3 sayılı kararı 20. Hukuk Dairesinin 03/04/2008 gün 2008/1514-5305 sayılı kararıyla onanıp kesinleşmiştir. 745 sayılı parselin doğusunda bulunan yol ve derenin de orman içi yol ve … olduğu ve 3402 Sayılı Yasanın 30/2, 6831 Sayılı Yasanın 1/1. maddeleri ve sözü edilen Hukuk Genel Kurulu Kararında kabul edilen ilkeler gözönünde bulundurularak, Davacı Hazinenin davasının kabulüne ve 745 sayılı parselin tamamının öncesi orman olması nedeniyle bu niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.