YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9838
KARAR NO : 2010/11474
KARAR TARİHİ : 29.09.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetlik şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1995 yılında yapılan kadastro sırasında … Köyü 3706 parsel sayılı 2.173,39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, senetsiz ve belgesizden beyanlar hanesine “6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılmıştır, bu parsel Kaya oğlu … …’in zilyetliğindedir” açıklaması yazılarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazı 20-25 yıl önce imar ihya ettiğini, üzerindeki zeytin ağaçlarının kendisi tarafından dikilip yetiştirildiğini ileri sürerek … … lehindeki şerhin silinmesi ve kendisinin zilyet olduğunun yazılması istemiyle dava açmıştır.Mahkemece davanın kabulüne yönelik verilen kararın davalı … … tarafından temyizi üzerine Dairece bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.06.2006 gün 2006/5071-8002 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğundan Hazinenin davaya dahil edilmesi, daha sonra 2924 Sayılı Yasanın 11/1-3. maddeleri uyarınca tasarruf edenlerin kadastro tutanağında gösterilmesi için orman köyü nüfusuna kayıtlı olup olmadığının, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten geriye doğru 5 yıl süreyle o yerde ikamet edip etmediğinin ve 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesinde düzenlenen sınırlamaların araştırılması, belediye sınırları içinde kalan taşınmazlarda tasarruf edenlerle ilgili şerh verilemeyeceğinden taşınmazın belediye sınırları içinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi, ayrıca kaymakamlık men kararıyla ilgili sulh ceza mahkemesinin 2003/289 esas sayılı dosyasının da uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıklardan tespit tarihinden önceki döneme ait zilyetliğin şekli, süresi, kimden kime geçtiği, ekonomik amacına uygun olup olmadığının saptanması sonucuna göre hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra Hazine davaya dahil edilmiştir. Daha sonra Hazine, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki davalıların miras bırakanı … … lehine konulan zilyetlik şerhinin iptali istemiyle davaya katılmış, davacı da aynı yöndeki istemle dava dilekçesini ıslah etmiştir. Mahkemece, davacının iddiası dışında taşınmaz üzerinde fiili ve hukuki zilyetliğinin bulunmadığı anlaşıldığından dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davasının reddine, çekişmeli taşınmazın belediye sınırları içinde bulunduğu, belediye sınırları içinde bulunan taşınmazlarda zilyetlik şerhi verilemeyeceği gerekçesi ile katılan Hazinenin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki davalıların miras bırakanı … … lehine konulan zilyetlik şerhinin iptaline karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm
kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 29/09/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.