Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2009/18524 E. 2010/15389 K. 08.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/18524
KARAR NO : 2010/15389
KARAR TARİHİ : 08.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2009 gün 14411-1995 sayılı bozma kararında özetle ” Çekişmeli … Köyü 1295 parselin öncesinin kesinleşen orman kadastro sınırları içinde iken 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartıldığı iddiasıyla açılan dava sonucunda mahkemece tapu kaydında ormanla ilgili şerh olmadığı bu nedenle Hazinenin dava açmada hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de taşınmazın A işaretli 1245 m2 bölümünün öncesi orman olduğu ve 1944 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı halde yörede 1964 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında kadastro ekiplerince yanlışlıkla ve hataen tapuya bağlandığı ,genel arazi kadastrosunun yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Yasanın 48. maddesi ile halen yürürlükte olan 3402 Sayılı Yasanın 22/1 maddesinde “evvelce tespit, tescil veya sınırlama suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır” hükmünün bulunduğu, o halde, 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bulunan taşınmazın 1964 yılında yanlışlıkla yeniden kadastroya tabi tutulmasının yok hükmünde olduğu, sahibine mülkiyet hakkı kazandıramayacağı, oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olduğu,böyle bir tapu kaydını edinen kişinin MY.nın 1023 maddesinden yararlanamayacağı, öncesi orman olan taşınmazın özel mülk olarak tapuya tescil edilmesinin o taşınmazın aslında orman olma özelliğini ortadan kaldırmayacağı ve Hazine yada Orman Yönetiminin 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan iptal ve tescil davacı açabileceği, idarenin herhangi bir nedenle taşınmazın tapu kaydına bu yönde şerh koydurmamış olmasının taşınmazın öncesi itibarıyla orman olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği,bu nedenle, tapuda şerh olup olmadığına bakılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği” açıklanmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen, bozmadan sonra 25.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı yasanın 2.maddesi ile değiştirilen 3402 sayılı kanunun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 2/B madde uygulamasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosu ile 1995 yılında kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.Genel arazi kadastrosu işlemi 1964 yılında yapılıp 1970 yılında kesinleşmiştir.

-2-
2009/18524- 2010/15389

Bozma kararından önce yapılan keşifte belirlendiği gibi, uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosuna ait paftanın uygulanması sonucu taşınmazların 1944 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı,31.12.1981 tarihinden önce bilim ve … bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, bu nedenle somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından Hazine tarafından açılacak davada, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin verilecek mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyecek bir hüküm olacağı ve H.G.K.’nun 25.11.2009 gün 2009/20-446-559 sayılı kararında kabul edildiği gibi dava konusu taşınmaz orman kadastro komisyonunca 1995 yılında orman sınırları içine alınıp, nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartıldığı ve bu işlemlerin yasa ve yönetmeliğe uygun olarak kesinleşmesinden sonra davanın açıldığı, 1994 yılından sonra yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde işlemi kesinleştiği halde, idarece tapu kaydına herhangi bir nedenle bu yönde şerh konulmamasının bu olguları değiştirmeyeceği ve T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı, bu nedenlerle mahkemece işin esasına girilerek uyulan bozma kararına göre işlem yapılması gerekirken, … şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ:Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 08.12.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.