YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1200
KARAR NO : 2010/6684
KARAR TARİHİ : 18.05.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan … ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 101 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 17374.23 m2, 3052.19 m2 ve 4195.75 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 2 parsel …, 3 parsel …, 4 parsel Keriman … ve arkadaşları adlarına belgesizden, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğinde tesbit edilmiş; davacı … Yönetimi çekişmeli yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 3 parselin orman niteliğinde Hazine; 2 ve 4 parsellerin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hükmün Orman Yönetimi tarafından 2 ve 4 parsellerle ilgili olarak temyizi üzerine karar Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 22/04/2008 tarih, 2008/4202- 6227 Sayılı kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında “ Mahkemece temyize konu … Köyü 101 ada 2 ve 4 sayılı parsellerin orman sayılmayan yerlerden oldukları kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, dosyaya getirtilen pafta örneği ile komşu parsellere ait tutanaklar ve dava dosyalarının incelenmesinde çekişmeli 101 ada 4 numaralı parselin dört yönden aynı ada 1 numaralı Şarapnel Devlet Ormanı ile; 101 ada 2 parselin ise kuzey, güney ve batı yönlerden 101 ada 1 numaralı Şarapnel Devlet Ormanı ve 102 ada 2,3,4 numaralı Bulanıkdere Devlet Ormanı ile çevrili olduklarının anlaşıldığı, 2 numaralı parsel doğu yönden tarım alanına bitişik ise de bu parselle aralarında yol bulunup çekişmeli yerin toplu tarım alanları ile bağlantısı bulunmayıp orman bütünlüğü içinde olduğu, orman bilirkişi raporuna ekli yöreye ait memleket haritasındaki konumlarına göre de orman içi açıklık durumunda oldukları, davalıların belgesiz zilyetliğe dayandığı, açıklanan duruma göre taşınmazlar dört yönden ormanla çevrili orman içi açıklığı niteliği taşıdığı,
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesinin, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermediği,
“6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü … ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamayacağı, bu tür yerlerin özel mülk olamayacağı, yönetimin derhal el koyma hakkı bulunduğu, orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak ormanın kullanılacağı, bu kullanım nedeniyle … açma, genişletme, yangın
oluşmasının önlenemeyeceği ve orman bütünlüğünün bozulacağı, ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğunun bulunmadığı, zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayıldığı, 17. maddede tanımı yapılan olgunun öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucunun ayrı bir kavram oluşturduğu ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapattığı, bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesinin bu olguyu değiştirmeyeceği, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı, Dairemizin bu yoldaki kararlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca da benimsenerek yerleşik kararlar halini aldığı, [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan … kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkralarının da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkraların da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, ayrıca; bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak bulunmadığı, dolayısıyla bu yollarla ormandan … kazanımından söz edilemeyeceği açıklandıktan sonra mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının tümü ile kabulü” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Orman Yönetiminin davasının kabulüne, çekişmeli 101 ada 2, 3 ve 4 parsellerin tespitinin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tescillerine karar verilmiş, bu karar davalılardan … ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 04.04.1969 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesine göre yapılıp temyize konu dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının gerçek kişiye yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 18/05/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.