YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9658
KARAR NO : 2010/13520
KARAR TARİHİ : 03.11.2010
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 03.02.2009 gün 2008/16858 – 2009/1397 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli .Köyü , 1349 sayılı parsel hakkında Hazinenin tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, (A)=9424 m2 bölümün 2/B niteliğiyle Hazine adına tesciline, davalıların şerhin silinmesi davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak; yapılan uygulamada taşınmazın (C) bölümünün orman sınırı içinde kaldığı ve halen eylemli orman örtüsü ile kaplı olduğu belirlendiği halde, Hazinenin (C) bölümüne yönelik talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği açıklanarak (C) bölümü yönünden hüküm bozulmuştur. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne, (C) işaretli 49.360 m2 taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B ve orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1944 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04.07.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.Dosya kapsamına ve hükmüne uyulan bozma kararına göre, çekişmeli taşınmazın (C) bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde; A bölümünün ise 2/B madde uygulama sahasında kaldığı, taşınmazın1956 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında 1944 yılındaki orman kadastrosunun kesinleşmesi sonucu, Mayıs 1946 tarih 20 numarada Hazine adına tescil edilen orman tapusu revizyon gösterilerek orman niteliğinde kadastro tespit tutanağı düzenlenen ve gerçek kişilerin açtıkları dava sonucu 1951 yılında yapılan makiye ayırma işlemine değer verilmeyerek Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957 yılında verdiği karar ile Hazine adına hükmen tapuya tescil edilen 1055 sayılı orman parselinin bir bölümü olduğu, 1988 yılında yapılan işleme karşı davacı tarafından 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde gösterilen 6 aylık süre içinde orman kadastrosuna itiraz davası açılmadığından, dava konusu parseli, kısmen orman içinde, kısmen de 2/B sahasında bırakan orman kadastrosu ve aplikasyon işleminin kesinleştiği, tapu kaydının, orman tahdidi içinde iken toprak tevzi yoluyla yolsuz olarak oluşturulduğu,malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026 (E.M.Y.nın 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, dava konusu parselin tapu kaydı tespit tutanağı düzenlenerek kadastro yoluyla oluşturulmadığından, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihden itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023 (E.M.Y.931 İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı , davalı taşınmazı satın almışsa, bu yeri kendisine satan kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği göz önünde bulundurularak yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 03/11/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.