YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5420
KARAR NO : 2010/11084
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava işkazası sonucunda meslekte kazanma güç kaybına uğrayan davacının manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir
Mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 8000.00 TL manevi tazminatın 21.02.2002 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Davacının davalı şirkete ait işyerinde çalışmakta iken meydana gelen işkazası sonucunda % 5,2 oranında meslekte kazanma güç kaybına uğradığı, işkazasının oluşumunda davacının % 40, işverenin % 60 oranında sorumlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 5000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 8000.00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ ile; 5000.00 TL manevi tazminatın 21/02/2002 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine,
2-Alınması gereken 270.00 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 135.00 TL harcın tenzili ile bakiye 135.00 TL bakiye nispi karar harcının davalıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına, davacı tarafından yatırılan toplam 146.20 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafın yapmış olduğu toplam 660,30 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 330.15 TL ‘lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kabul edilen kısım üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 600.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Reddedilen kısım üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 600.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 08/11/2010 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.