YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14625
KARAR NO : 2010/10631
KARAR TARİHİ : 01.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalı işveren nezdinde 12.2.2002-1.8.2002 tarihleri arası çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 12.02.2002-01.08.2002 tarihleri arasında kooperatife ait iş yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin reddine karar verilmiş ise de, bu sonuca eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak varılmıştır.
Dosya içeriğinden, davacının Nimet Toptan Gıda … ve Ortakları adına tescilli iş yerinde 01.08.2002 tarihinde işe girdiğini gösterir giriş bildirgesinin usulüne uygun olarak Kuruma intikal ettirildiği, işyerinin 01.08.2002tarihinden itibaren yasa kapsamında bulunduğu, davacının iş yerinden 01.08.2002-31.10.2002 tarihleri arasında 90 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, işyerine ait 2002/2 ve 2002/3 döneme ait bordrolarının Kuruma verildiği, vergi kaydına göre adi ortaklığın 23.10.2001 tarihinde işe başladığı, iş müfettişi tarafından iş yeri kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu davacının 01.08.2002 tarihinen itibaren çalışmaya başladığının tespit edildiği, ihtilaf konusu dönemde vergi kaydı bulunan komşu iş yeri tanıklarının davacının çalışma iddiasını doğruladığı, ayrıca davacı tarafından iş yerinde muhasebeci olarak çalışması nedeni ile12.02.2002 tarihinden sonra iş yerinde düzenlenen pek çok evrakta imzasının bulunduğu iddia edildiği halde bu konuda bir inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tesbit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılI delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten davacının çalışması iddiası ile iglili ihtilaf konusu dönemde iş yerinden düzenlenmiş fatura, irsaliye, gelir gider makbuzu, iş yeri defterleri üzerinde inceleme yapılmadan, komşu iş yeri tanıkları tarafından da çalışma iddiası doğrulandığı halde, iş yerinde fiili tespit yapılmadan iş yeri kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen müfettiş raporu ile iş yeri defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan düzenlenen bilirkişi raporuna göre sonuca gidilmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; uyuşmazlık konusu dönemde davalı iş yerine ait defter ve fatura, irsaliye gelir gider makbuzu vb. gibi belgeler iş yerinden temin edilerek defter ve belgelerdeki yazı ve imzaların davacıya ait olup olmadığı ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırmak, iş veren tarafından belgelerin gönderilmemesi halinde, bu durum davacı lehine delil kabul edilerek komşu iş yeri tanıkları anlatımları ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.